"İÇ KALE" DOKTRİNİ
Küresel Fırtınada Milli Dayanıklılık Eksenimiz Küresel nizamın sarsıldığı bu kaos çağında, içeride tek bir nefes, dışarıda bin sarsıntıya bedeldir; çünkü surları taştan önce inanç örer. Dünya, sınırların haritalar üzerinde değil, zihinlerde ve toplumsal fay hatlarında yeniden çizildiği hibrit bir kaos döneminden geçiyor. Küresel güç dengelerinin sarsıldığı, asimetrik tehditlerin ve dijital dezenformasyonun devletlerin egemenlik yapılarını doğrudan hedef aldığı bu fırtınalı çağda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "İç kalemizi sağlam tutacağız" çıkışı sıradan bir siyasi söylem değildir. Bu ifade; jeopolitik risklerin zirve yaptığı 21. yüzyılda, Türkiye’nin ilan ettiği en net makro-savunma doktrini, sarsılmaz bir toplumsal mukavemet çağrısı ve yeni beka manifestosudur.
Peki, kökleri bin yıllık devlet aklımıza dayanan bu "İç Kale" aslında neyi ifade ediyor? Tarih bizlere en acı tecrübelerle göstermiştir ki; dünyanın en modern silâhlarına sahip olsanız da en büyük savunma sanayii hamlelerini gerçekleştirseniz de evinizin içi sarsılıyorsa dışarıda ayakta kalmanız imkânsızdır. Roma İmparatorluğu’nun aşılmaz sanılan ünlü surları dışarıdan gelen darbelerle yıkılmadı; içerideki çürüme, liyakat kaybı ve adalet duygusunun zedelenmesiyle oluşan kutuplaşma yüzünden çöktü. Büyük Selçuklu Devleti’nin kurucu dehası Nizamülmülk, ünlü eseri Siyasetnâme’de bu hakikati........
