TRUMP’I ESİR ALAN EPSTEİN: BATI’NIN CANAVAR RUHU DEŞİFRE OLDU (2) |
Önceki yazımızda, vicdanı reddeden, sosyal Darwinizm olarak da nitelenen özü sebebiyle vahşet ve dehşetli uygulamalara sahne olan Batı Medeniyetinin çirkin, çirkef, vahşi canavarlaşmış yüzünün felsefi temellerine temas etmiştik. Yazımızın sonunda da bir dizi sorular sıralamıştık. Bu yazımızda bu sorular da cevabını bulacaktır.
Bu felsefi ilkelere tekrardan kısaca temas ettikten sonra, bunu tamamlayıcı mahiyetteki Siyonizm’in temel felsefi görüşlerine değineceğiz. Daha sonra da Epstein vakasını bu felsefe zemininde değerlendireceğiz.
Canavarlaşmış vahşi Batı Medeniyetinin temel ilkeleri şunlardı:
(1) Dayandığı temel nokta “hak ve adalet değil, sadece kuvvet”tir; güçlü olan her şart altında haklıdır; bu ilkenin zaruri neticesi başkalarına “tecavüz”dür.
(2) Temel hedefi “menfaat”tir. Menfaat üzerine dönen siyaset canavardır. Kuvvet ve menfaat temelli politikaların neticesi, sürekli işgal, boğuşma, gasp, sömürü, talan vb.’dir.
(3) Hayata dair temel ilkesi “Hayat bir mücadeleden ibarettir”. Bu ilke, ilk iki ilkenin zaruri bir neticesidir. Bunun bir diğer ifade şekli “sosyal Darwinizm”dir. Bu ilkenin neticesi: “sürekli çatışma, savaş, mücadele, bu yolla güçlülerin zayıfları ezmesi, mallarını, canlarını gasp etmesidir”. Bu mücadelede, zayıfların, güçsüzlerin yok edilmesi doğal bir haldir. Yaşamanın tek meşru yolu güçlü olmak, çatışmada galip gelmektir. Bu mücadelede sadece güçlüyü koruyan normlar hukuk demeye layıktır; zayıf olanlar layık değildir.
(4) Toplumları meydana getiren bireyleri birbirlerine bağlayan bağlar, ırkçılık ve menfî milliyet fikridir. Irkçılığın zorunlu neticesi, kendisini üstün gördüğü için, aşağı ırk ya da tür olarak gördükleri insanları yutmak ve yok etmektir. Siyonizm bunun en bariz misalidir.
(5) Bütün bu ilkelerin nihai neticesi, meyvesi, tatminsiz nefsin, şehvetin sapkınlığa varan arzuların tatmin edilmesidir. Nefsin her türlü heveslerinin, arzularının tatmin edilmesi yönündeki yoğun çabaların neticesinin en bariz misali Epstein kapsamında yaşananlardır.
Siyonizm’in Felsefi Temeli
Canavarlaşmış Batı medeniyeti bir yönüyle Siyonizm’de somutlaştığı gibi, bir başka yönüyle, Siyonizm, bu medeniyetin canavarlık boyutunu çok daha ileri düzeylere taşımaktadır.
Siyonizmin dayandığı temel felsefe esasen sadece Yahudilerle sınırlı değildir. Mesela Hıristiyan inancına mensup bir kişi de “ben bir siyonistim” diyebilmektedir. Bunun en bilinen misali ABD eski Başkanı Joe Biden’dir. Burada, Siyonizm şemsiyesi altında toplanan bir çatı yapı söz konusudur. Bu yapıya dâhil olanlar, sadece Yahudiler değildir. Çok çeşitli kesimler mevcuttur. Hatta “ben Müslüman Türk bir Siyonist’im” diyenler bile vardır.
Birbirinden çok farklı inançlara mensup oldukları halde onları Siyonizm çatısı altında birleştiren, hedeflerine odaklanmalarını sağlayan Siyonist Yahudi inancı temelli fikirlerdir.
Siyonist felsefeye göre, Yahudiler ve kendilerinden saydıkları kişiler kendilerini diğer insanlardan üstün görüyorlar.
Bu yöndeki fikirlere kısaca temas edelim.
Yahudilerin kutsal dini kaynaklarından Talmud’da “Tanrı, eğer İsrailoğulları Tevrat’ı kabul ederse yaratma fiiline başlayacağını buyurmuştur” deniyor. (Talmud Bavli, Şabat 88a). Bu geleneğe göre İsrailoğulları’nın Tanrı tarafından seçilmesi, insanlığın varlık sahasına çıkmasından önceye, yani zamanın başlangıcına dayandırılmaktadır.
Talmud’a göre çöldeki İsrailoğullarının Tanrı’yı “Tek” ilan etmesi üzerine Tanrı da buna mukabil olarak “Ben de İsrailoğullarını dünyada tek ve benzersiz ilan ediyorum” demiştir (Talmud Bavli, Berahot 6a). Siyonist Yahudilik inancına göre, seçilmişlik/üstünlük doktrini, Tanrı’nın İsrailoğullarını diğer insanlara mutlak üstün kılacak şekilde seçtiği, onların bu kutsal imtiyazlı halinin kıyamete kadar süreceği yönünde geliştirilmiş bir temel inanç meselesidir. Siyonizm’in odaklandığı hedefin temelinde bu felsefe yer almaktadır.
Bu felsefi görüşler, sadece tarihi bir kayıt olarak Talmud’da kalmamakta, günümüzde Siyonist politikaları hararetle destekleyen Hahamlar, akademisyenler, siyasetçiler de bu fikirleri savunmakta, canavarlıklarını bu felsefe ile meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar.
Yahudi Haham Menachem Mendel Schneerson Yahudilerle Yahudi olmayanlar arasındaki farkı ortaya koyan görüşü özetle şu şekildedir:
“Bir insanın yalnızca (diğer insanlara nazaran) daha üst düzeyde olduğu derin bir değişim üzerine konuşmuyoruz. Aksine, …tamamen farklı türlere ait bir durum var. … Bir Yahudi insanın bedeni, dünyanın tüm uluslarının (üyelerinin) bedeninden tamamen farklı niteliktedir. … vücudun iç kalite farkı, … o kadar büyüktür ki, bedenler tamamen farklı türler........