We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Andıç ve namus

71 237 76
22.08.2021

Türkiye yaşadığı askerî darbeler ile yasal yollardan yüzleşmeye devam ediyor.

Çok çalkantılı zamanlar geçirdi bu konuda.

Askerî darbeler ile yüzleşme aşamasında FETÖ’nün yargıya sızmış unsurları devreye girince, darbeye teşebbüs adı altında yüzlerce suçsuz insan cezaevlerinde yıllarca yatırıldı.

Darbeler ile yüzleşmek adı altında kendi militanlarına yer açmak için bu ülkenin kahraman evlatları hapishanelere atılınca, darbeler ile yüzleşme konusu da itibarsızlaştı. Oysa bu ülkede askerî darbeler ve muhtıralar yolu ile Başbakanlar asıldı, astıkları yağlı urganın parası dahi ailesinden tahsil edildi, tanklar yürütüldü, hükûmetler devrildi.

Vatana ihanetten astıkları Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun bizzat imzaladığı anlaşma neticesinde Kıbrıs Barış Harekâtı düzenlendi.

Başbakan Menderes ve arkadaşlarının itibarları Meclis yolu ile iade edildi.

Tamam da, 15 Temmuz öncesindeki darbeler ve destekçileri ile hesaplaşılabildi mi?

Hayır.

Hâlâ okullarda, caddelerde darbecilerin isimleri duruyor.

İşte tam da böylesi bir ortamda, 28 Şubat davası sanıkların cezalarının onanması, aklıma medyanın tarihte alnına kara leke olarak çalınmış ANDIÇ konusunu düşürdü.

Neydi ANDIÇ ya da ANDIÇLAMA olayı?

PKK’lı terörist Şemdin Sakık’ın ifadelerinin içerisine, Sakık’ın ifadesinde olmamasına rağmen Mehmet Ali Birand, Cengiz Çandar ve Mehmet Barlas gibi gazetecilerin isimleri katılarak medyada çarşaf çarşaf haberler yapıldı. Genelkurmay Başkanlığında hazırlanan andıçın, medyaya Çevik Bir ve Erol Özkasnak tarafından servis edildiğine dair sayısız haber yapıldı, yazıldı, çizildi.

Birçok gazeteci işini kaybetti, Birand’ın 32. Gün isimli programına son verildi.

Oysa haber nereden gelirse gelsin, gazetecinin görevi doğruluğunu araştırmak ve teyit üzerine konuyu haberleştirmektir.

Ama öyle olmadı.

O tarihlerdeki medya........

© Türkiye


Get it on Google Play