Yüreğe dokunabilmek |
Hayatımız boyunca ne çok uğraştık insanların gözüne girebilmek için. Bir tebessüm, bir alkış, bir onay uğruna kaç defa kendimizden verdik? Ve çoğu zaman fark ettik ki, ne kadar taviz verirsek verelim, çoğu insanın gözünde yerimiz hep aynı kaldı.
İçimizden geldiği gibi konuşmak isterken “yanlış anlarlar” diye sözlerimizi yarım bıraktık. Kalbimize en yakın değerleri, dudaklarımızdan dökülmesin diye susturduk. Evlerimizi, hayatımızı, ruhumuzu bile başkalarının bakışı uğruna daralttık. Oysa kendi evimiz kendi huzurumuzun yuvası olmalıydı, başkalarının bakışının zindanı değil!..
Bir sevinci içten yaşamak yerine, başkalarının bakışına göre şekillendirdik. Ruhumuz daralsa da yapmacık tebessümlerle kendimizi güçlü göstermeye çalıştık. Her defasında biraz daha ağırlaştı yükümüz.
Mutluluğumuzu, başkaları bozulmasın diye erteledik. En güzel cümlelerimizi, alkış almayız diye yutkunarak içimizde bıraktık. Oysa özgürlük; şatafatta, pahalı sofralarda, lüks tatillerde değil, bazen bir dostun omzunda, bir çocuğun neşesinde, bir ihtiyarın duasındaydı.
Huzur; karşılıksız sevmekteydi. Olduğumuz gibi kalmakta ve olduğumuz........