Bu başarı sizin eseriniz... |
Anne olduktan sonra insanın duyduğu hikâyeler de başkalaşıyormuş. Yaşadıkça, duydukça, dinledikçe insanlığın başka bir yüzüyle karşılaştım. Emzirsen "sütün yetmiyor mama ver", mama versen "kolaya kaçtın. Anne sütü gibisi var mı?" Ek gıdaya geçince "tuzsuz verme tadı olmaz, yemez" ya da "sakın tuz atma, böbrekleri biter!" Kucağa alırsın "alıştırma kucağa" almazsın "yazık değil mi, niye bakmıyorsun?" Birlikte uyursun "kendi yatağına alıştır, sonra ayıramazsın" ayrı yatırırsın "korkar o daha küçücük, anne şefkati lazım."
Bir de “başarı çocuğun, başarısızlık annenin” modu var. Çocuk uslu ve terbiyeliyse "maşallah, huyu ne kadar güzel, doğuştan böyle bu çocuk" hırçınlık yaparsa "annesi hiç disiplin verememiş, hep şımartmış." Çocuk erken yürürse/konuşursa/erken beceriler gösterirse "çok zeki, doğuştan çocuk zehir gibi" geç olsa "annesi hiç egzersiz yaptırmıyor mu? Hiç mi kitap okumuyorsun, oyun oynamıyorsun bu çocukla?" Çocuk oyuncağını paylaşır, "aferin kuzuma, ne kadar cömert" paylaşmaz "annesi paylaşmayı öğretmemiş, ne kadar bencil yetiştirmişsin."
Daha çoğaltabileceğim onlarca ifade. Annelerin hemen hemen ’ı, belki daha fazlası ömrünün en hassas döneminde bu insafsız saldırılara maruz kalıyor. Lohusalık........