Küçük Hasan |
“Fatma ilkin Ali’nin oğlu Hasan’a öz anası gibi davrandı; kucağına alır saçlarını okşardı.”
Rüzgâr, Mustafa Ağa’nın geniş çiftliğinde her sabah buğday başaklarını okşar, serinliğini harman yerinde çalışanların yüzüne taşırdı. O sabah da öyleydi. Güneş yeni doğmuş, toprak uyanmış, insanın içini ısıtan bir bereket kokusu her yere sinmişti.
Ali, sabah ezanından beri işinin başındaydı. Terli alnını koluyla silip uzaklara bakarken, evinin önünde oynayan küçük Hasan’ı görür; yorgunluğu bir anda geçerdi. Hasan, Ali’nin dünyadaki tek neşesiydi.
Ali’nin hanımı ince ruhlu, merhametli bir kadındı. Fakat kader bazen en güzel hayatların ortasına ansızın bir sessizlik bırakır.
Kadıncağız bir hastalık sonucu beklenmedik bir şekilde vefat etti.........