Trump’ın İran üzerinden Çin’le hesaplaşması
İran’daki ayaklanma potansiyeline ilişkin çok sayıda değerlendirme yapılmakta ve pek çok kanaat dile getirilmektedir.
Rejim, rejim karşıtlığı ve sokağa yansıyan itirazlar İran için yeni olgular değil; sokağa çıkanların haklı gerekçeleri bulunduğu da kuşkusuz.
Ancak ekonomik darboğaza sürüklenmiş bir ülkenin iç dengelerini, yalnızca bugün servis edilen görüntüler üzerinden okumak mümkün değildir!
Buna karşılık, küresel ölçekte İran üzerinden yapılmak istenen şey de son derece açıktır.
Dolayısıyla İran içindeki meşru ve gerçekçi itirazların, dışarıdan nasıl ve ne amaçla kullanıldığını iyi analiz etmek zorundayız.
İran meselesini tek başlık altında değil, ayrı ayrı ana başlıklar hâlinde ele almak gerekir.
Herkesin farklı görüşleri olabilir ancak İran’ı tek cümlelik analizlerle açıklamaya çalışmak, küresel ölçekte kurulan yeni dünya düzeni ve ona eşlik eden savaşlar zincirini ıskalamak anlamına gelir.
ABD’nin “Büyük İran” söylemi neyi ifade ediyor?
Kimseye sır değil, ABD Başkanı “Büyük Amerika” hedefiyle yeniden seçildi.
Amerika’nın, kendi çıkarları dışında herhangi bir ülkenin ya da halkın menfaatini öncelemediği açıktır. Bunun aksini iddia edenlerin, niyetlerinden ziyade akıllarından şüphe etmek gerekir.
Peki Amerika, İran halkını kimden ve neden “kurtarmak” istiyor?
Aslında hedef çok daha nettir: ABD, Çin-İran arasındaki ticaret hattını baltalamak istemektedir!..
Hürmüz Boğazı’nın ve genel olarak boğazlar-kanallar hattının Amerikan hinterlandına dâhil edilmesi planlanmaktadır.
Washington, İran içindeki dengeleri yakından izlemekte; hoşnutsuz muhalif yapıyı ne zaman ve nasıl kullanacağını uzun süredir hesaplamaktadır.
1979 Devrimi sonrası İran’ı terk eden muhalif grupların Amerika ve Batı ülkelerinde konumlanması, Batı........
