İran satrancı |
Uzun süredir ambargolarla yıpranan İran’a dair yapılan hesapların, İsrail lobisinin yönlendirmesi ve Donald Trump’ı ikna mekanizmasıyla birleşmesi, bugün karşımıza hatalı bir stratejinin yansıması olarak çıkıyor. Öncelikle şu tespiti yapmak gerekir: İsrail, kendi varlığını İran’ı tehdit olarak konumlandırarak korudu... Askerî doktrinini bu denli sert ve mezalim odaklı bir bakış üzerine inşa etmesinin anlaşılır yönleri olsa da kabul edilebilir bir tarafı yoktur. Kendi büyük hedeflerini kurgularken coğrafyanın dokusunu bozmayı esas alan bir siyasetle ne kadar ayakta kalabileceği sorusu ise hâlâ ortadadır. Bu kadar kanın aktığı bir coğrafyada nasıl bir gelecek tasavvur edildiği gerçekten merak konusudur...
İran’ı doğru okumak gerektiği açık. Yani; itiraf etmek gerekiyor ki, İran masum bir yapı değil. Bu konuda kesin olan bir şey var: Ezberlerle şekillenmiş İran algısı bizi yanıltır. “Kağıttan kaplan” söyleminin bugün karşılık bulmadığını da artık görüyoruz. İsrail’in, İran çevresindeki herkesi ona karşı konumlandırma çabası da boşuna değil; zira İran bu düşmanlık için zaman zaman gerekli zemini kendisi üretmiştir. Bunu inkâr etmek gerçekçi olmaz. Ancak bu durumu, mezalimiyle tarih yazan ve soykırım suçlamalarıyla anılan bir aktörün yönlendirmesiyle anlamaya çalışmak da ayrı bir yanılgıdır. İsrail gibi gözü dönmüş vahşi yapının........