menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Büyük güçler ve Türkistan denklemi

27 0
yesterday

Gözler küresel paylaşım mücadelesine çevrilmişken, orta vadede Türkistan hattının nasıl bir rol üstleneceği sorusu giderek daha fazla önem kazanıyor. Hatta ben meseleye biraz da tersinden bakmak istiyorum. Birkaç gün önce medyada, Taşkent sokaklarında Özbekistan Silahlı Kuvvetleri’nin görkemli geçit törenini izledim.Özellikle Emîr Timur dönemini hatırlatan kıyafetler dikkatimi çekti.Elbette özüne dönüşün verdiği gurur kıymetlidir. Ancak ben bu görüntünün yalnızca kültürel bir mesaj taşımadığını düşünüyorum.Bana göre bu tablo, Türkistan hattında şekillenmekte olan yeni dönemin işaretlerini de barındırıyor.Konjonktürün yansıması mı, yeni cephe mi?Türkistan hattında savunma, savaş ve asker merkezli bakış açısının giderek güçlenmesini yalnızca mevcut konjonktürün doğal bir sonucu olarak mı değerlendirmeliyiz?Yoksa orta vadede Türkistan, birilerine karşı savunma ya da cepheleşme hattına mı dönüşüyor?Çünkü dünya yeniden şekilleniyor ve Türkistan, oluşmakta olan yeni küresel denklemde stratejik odak noktalarından biri hâline geliyor.Bunun nedeni açık: Coğrafi konumu, enerji yolları, tarihî mirası ve taşıdığı jeopolitik potansiyel, Türkistan’ı büyük güç rekabetinin merkezlerinden biri yapıyor.Bu noktada şu soru önem kazanıyor: Çin-İngiltere hattı nasıl bir gelecek projeksiyonu tasarlıyor?

Peki bu paylaşım sürecinde, Türkistan coğrafyasına tarihsel perspektifle bakan Rusya ve Türkiye nerede duruyor?

Türkistan’ın kendi içindeki devletlerin ve halkların geleceğine dair nasıl bir stratejik yaklaşımı bulunuyor?Bir tarafta Türk Devletleri Teşkilatı üyeliği, diğer tarafta Avrupa Birliği ile yeni ilişkiler kurma çabası; öte yanda Rusya ve Çin ile ortak projeler…

Böylesine karmaşık bir denklem içinde “denge........

© Türkiye