Fatma Nur öğretmenin ardından... |
Bizim coğrafyamızda kadim bir hakikat vardır: Edep ilimden önce gelir. Yani eğitim bir bina ise, edep o binanın temelidir. Temeli çürümüş bir yapının üzerine ne kadar kat çıkarsanız çıkın, ilk ciddi sarsıntıda yerle bir olmaya mahkûmdur.
Bugün Fatma Nur Çelik öğretmenin acı kaybıyla sarsılırken, aslında yalnızca bir canı değil, aşınan değerlerimizi de toprağa verdiğimizi hissediyoruz. Bu elim vaka, yıllardır biriken saygı erozyonunun, sıradanlaşan öfkenin ve ihmaller zincirinin kanlı bir tezahürüdür.
Elbette tek bir olay üzerinden bütün bir toplumu mahkûm etmek doğru değil. Ancak artık bu tür faciaları istisna olarak nitelendirmekte zorlanıyoruz. Öğretmenlere yönelik şiddet haberlerine eskisi kadar şaşırmıyor olmamız, belki de en büyük tehlike. Çünkü alışmak çürümenin en sessiz hâlidir.
Montaigne’in dediği gibi “Alışkanlık, her türlü muhakemeyi ve dikkati uyutan bir ninnidir.” Uyanmak için de kendimize şu soruyu sormamız gerekir:
Ne oldu da çocuklar öğretmene saygı duymayı bıraktı?
Bu soruya verilecek her basit cevap, gerçeğin bir parçasını yakalar ama bütününü ıskalamaya mahkûmdur. Yine de hikâyenin çekirdeği, o eski sözde gizli:
Eti senin, kemiği........