Süleyman Çelebi, daldı gitti ötelere...
Bu sabah erkenden kalktı... Zaten uyuyup uyumadığı da tam belli değildi. İçi kıpır kıpırdı...
Aralığından belli belirsiz bir ışık sızan odaya daldı. Kapının gürültüsünden uyanan bekçi, sersem bir tipti. “Neler oluyor?” kabilinden aval aval yürüyen gölgeye baktı.
- Buraya geleli hiç peri görmemiştim. Her gelen bir şey söylüyordu. Ben ise, tıpkı masallardaki gibi olmayan bir şeyi gördüm. Uçtu gitti.
Diye söylendi, durdu, yorgun bekçi.
Acele edilmeli, derin yara açmadan,
Köklü tedbir almalı, sağa sola kaçmadan.
Ayakaltı dururken, gözaltına alınmış,
Kimisi tutuklanmış, kimi geri salınmış.
Gözaltından anlamaz, ayakaltı olmalı,
Beye kan kusturanlar, azıcık ot yolmalı.
Kimlerin bu topraklar, çetenin mi, senin mi?
Önderleri kimlermiş, yoksa gayet derin mi?
Bu sabah........
