Işık sızan pencereden baktı Hurufi, uzanmış, yatıyordu...

Köpeği 'hoşt' diyerek susturdu, ayağa kalktı. Kızıl Köşk'e doğru yürüdü. Biraz sonra yatsı ezânları duyuldu. Hayıflandı elinde olmadan.

Dilenci, sıkıntısından boğulacağını sandı. Ağır, sökülmez bir hıçkırık göğsünde kabarıyor, gırtlağına tıkanıyordu. Köpek acı, acı ulumaya başladı. Kalbi parçalanacakmış gibi oldu.

“Hoşt!” Diyerek susturdu, ayağa kalktı. Kızıl Köşk'e doğru yürüdü. Biraz sonra yatsı ezânları duyuldu. Hayıflandı elinde olmadan. Öyle şartlanmıştı ki bu sesleri duyunca kızmamazlık edemiyordu. Bahçe aralığından sessizce girdi. Işık sızan pencereden baktı. Hurufi ihtiyar uzanmış, yatıyordu. Hizmetçilerden biri dilenciyi görünce;

- Kimsin? Ne istiyorsun?

- Ne arıyorsun bu vakit, buralarda?

- Sorma hiç! Canım sıkıldı biraz.

Konuşmaları duyan Hurufi, seslendi.

Sadık hizmetçi, duyduğu sesten cesaret alarak bu sahte dilenciyi odaya aldı. Hurufi, yerden bir karış kadar yüksek bir sedirin üzerine uzanmış keyfine bakıyordu. Bir iskelet sanılacak kadar zayıf görünüyordu. Konuşurken dikkatini çeken karanlık bir mağara gibi ağzındaki tek tük sarı dişleri,........

© Türkiye