Bu işi kökünden çözecekti ama nasıl yapacaktı?!.

“Sakın anacığım hakkında ileri-geri bir şey söyleme! Onun bizden maada gidecek neresi var? Sakın ha, anamı üzme! Sakın ola ha...”

Aşağıdan bakarım,

Oyunları çakarım,

Dalga geçen olursa,

Ciğerini yakarım!

Bir gün hayat arkadaşına, sevdiği erkeğine; azıcık açmak istemiş; “sakın anacığım hakkında ileri-geri bir şey söyleme! Onun bizden maada gidecek neresi var? Sakın ha, anamı üzme! Sakın ola ha...” deyip ağzını tıkamıştı. Buz tutmuş kelimeleri, cümleleri işte öyle yutuvermişti. Niçinini, nedenini anlatmaya bile fırsat bulamamıştı. Tek çıkar yolu vardı. O yolu da kendi kendine düşünmeye cesareti yoktu. Bu işi kökünden çözecekti ama nasıl yapacaktı bu kadar karmaşanın içinde? Çok hesaplar yapıyor; çarpıyor, bölüyor neticeyi net göremiyordu. Neler neler hissediyor olsa da bir tarafı onu rahat bırakmıyordu.

Kutuplardaymış gibi her şeyi donmuştu; aklı, fikri, izanı, elleri ayakları… ne düşünebiliyor, ne ölçebiliyor, ne tartabiliyor, ne de… Devasa buzlara yatırmışlardı yürekçiğini sanki. Kalbi gibi........

© Türkiye