Biricik nikâhlısını o yamyamların eline bırakacak değildi ya…

Doğan Bey, dünyanın ne mal olduğunu çoktan kavramıştı. Son gelişmeleri, saraydaki toplantıyı hatırladıkça; “Ah, dünya ah!” derdi.

Erkara’nın niyetini tahmin ediyordu Doğan Bey. Biricik sevgilisi, nikâhlısı Gülşah’ı ve onun samimi arkadaşlarını 'yamyamların' eline bırakacak değildi ya…

Amcası Süleyman Çelebi’nin tespitleri de eklenince, daha dikkatli olması lazım geldiğini anlıyor. İşi tesadüflere bırakmak istemiyordu. Sebepler âleminde yaşamıyorlar mıydı? Zaten dünyadan fazla bir şey beklediği de yoktu. Genç olmasına rağmen dünyanın ne mal olduğunu çoktan kavramıştı. Son gelişmeleri, saraydaki toplantıyı hatırladıkça;

“Ah, dünya ah!” derdi.

Erkara ile iki defa burun buruna gelmesinden sonra nişanlanması, alevsiz bir yangın gibi bu güzelim Osmanlı yurdunu, içten içe yakıp tutuşturuyordu. Genç, tecrübesiz olmasına rağmen bunu rahat görebiliyor, fenalıkların önüne geçmek istiyordu. Bozulan ahlâkı düzeltmek, kötü niyetli insanları mutlaka bulup yok etmek lazımdı. Fakat........

© Türkiye