"Şahit ol Aşır!.. Gülşah’ı o adama yâr etmeyeceğim!"

Erkara’nın aklı örtülmüş, gözü dönmüştü hepten. Aşır ve birkaç itimat edip güvendiği adamıyla birlikte Gülşah’ı dağa kaldırmaya kararlıydı.

Erkara’da utanma, edep, adap diye bir şey yoktu. Oldukça gürültüyle maziden atiye bütün aklından geçenleri sırlıyordu.

“Gülşah’ı, yani hayatımı; çünkü yaşamam ona bağlı, onu siz de sevin, koruyun, kollayın, beni sevindirin! İstikbalde mesut olmasını istediğimiz evlatlarımızın, benim, sizin ve herkesin buna ihtiyacı var. Bu yüksek aşkımın temelini o attı, ben de devam ettiriyorum! Siz ve karındaşlarım da işin saklı kısmını iyi düşünüp hazırlanın, gevşek durmayın! Bu yeni dostlarımız, sizin hem yaptığınızla hem de söylediklerinizle alâkadarlar! Elinizden düşürmediğiniz kılıncınız, dilinizdeki yaşama aşkınız onların hoşuna gider. Ağızlarından çıkan birkaç kelam değil, sabaha kadar ‘su’ diye bağırmanız, dudağınızı ıslatmaz.

Kalkıp........

© Türkiye