"Ona Doğan demişler, senin, benim görmediğimi görür..."

Matlube Hanım, kaşlarını yukarı kaldırdı. Ukalalık edeceği zamanlar yaptığı gibi yavaş yavaş başını salladı: Amca, yeğen işi pişirmiş galiba!"

- İsmine yakışır hızda çıktı… Konuşmalarımızdan şüphelendi mi dersin efendi?

- Mümkündür Sultan’ım. Ona Doğan demişler. Senin, benim görmediğimi görür, duymadığımızı duyar evvel Allah.

- Deli oğlan… Deli oğlan… Ne olacak?

Matlube Hanım, ince yay kaşlarını yukarı kaldırdı. Ukalalık edeceği zamanlar yaptığı gibi yavaş yavaş başını salladı.

- Amca, yeğen işi pişirmiş galiba.

- Eee kimin yanındayım?

Deyip, sevinçle ve telaşla Doğan’ın odasına yöneldi. Süleyman Çelebi ardı sıra şu beyitleri okudu:

Hikâye olarak dinleyen seni,

Bulur ancak, hikâye tesirini!

Sözün özünü anlarsa bir kişi,

Fayda verir ona her dinleyişi.

Mübarek Nil Nehri berrak akarken,

Çingene’nin gözüne göründü kan.

Mûsâ aleyhisselâmın ümmeti,

Kan değil, su gördü Nil-i mübâreki.

Çok büyük ve kutsal bir hareketin başı olarak, üzerindeki........

© Türkiye