"İnsan ışığı arkasına alırsa kendi gölgesi önüne düşer!" |
Karanlık sokaklarda rahat yürüyebilmek için çıralardan bir fener hazırlamış, getirmiş. Baba önde oğul arkada yürümeye başlamışlar.
Babasının ebedî saadeti için bu noktaya gelmesi bir fırsatmış akıllı evladı için. “Ne yapmam lazımsa onu hemen yapmalıyım” diye düşünmüş şöyle cevap vermiş:
“Babacığım, ne güzel karar! Bunu sonraya niçin bırakıyorsun, sen kendin versen daha iyi olmaz mı?” demiş, ne cevap vereceğini merakla beklemiş. Biraz tefekkürden sonra...
“Ah evladım! Beni konuşturma! Bilmiyor musun babanı? Bu çeşitten şeylere elim varmıyor! Vermeye alışık değilim! Dişimden artırıp tırnaklarımla toplayıp biriktirdiklerimi başkalarına dağıtmamı isteme, bunu yapamam! Bir kuruş vereceğim zaman sanki canımı veriyormuşum gibi acı çekiyorum! Sen dayılarına çekmişsin, benim gibi değilsin maşallah, ahirete hicret ettikten sonra vasiyetimi yerine getir, istediğine ver!”
Mesele anlaşılmış tabii. “Babamın aklını başına getirecek bir ders vermeliydim” diye düşünürken ihtiyar baba şöyle demiş:
“Hadi evlat dışarı çıkalım, dedenlere de uğrayalım, helâlleşelim. Kayınpederimin çok iyiliğini gördüm."
“Peki babacığım!” diyen oğlu kendince basit bir hazırlık yapmış.
Karanlık sokaklarda rahat yürüyebilmek için çıralardan bir fener hazırlamış, getirmiş. Baba önde oğul arkada yürümeye başlamışlar. Işık babaya arkadan geldiği için sırtına isabet ediyor ve önüne gölge yapıyormuş. Önünü tam göremeyen baba sinirlenmiş!
“Oğlum önüme geç, ışığı önüme tut!” dese de, evladı “Bana ‘büyüklerin önünden yürünmez' diye tembihlemiştiniz babacığım. Öyle bir hataya düşmek istemem!” demiş, ısrarla babasının arkasından yürümüş ve ışık sırtına geldiği için de babacığı ayaklarını bastığı yerden emin değilmiş. Derken bir köşeyi dönerken yaşlı adam önünü göremeyip düşmüş. Hemen tutup yerden kaldırırken;
“Özür dilerim babacığım! Şunu öğrenmeni istedim: İnsan ışığı arkasına alırsa kendi gölgesi önüne düşer, dolayısıyla da ayaklarını basacak yeri göremez. Göremeyince de sizin gibi düşebilir! Fakat ışık önden gider, insan onu takip ederse, önü aydınlanır, rahat eder. İşte bunun gibi sen de hayır ve hasenatını önden gönderirsen, ahirette çok faydası olur. Kendinden sonraya kalan hayrı ya yaparlar ya da hiç yapmazlar! Yapılsa da dünyadaki gibi sağlam ve fazla olmaz! Ne yapacaksan, fırsat elden gitmeden hayatta iken yap!” demiş.
Bu kıssadan ihtiyar baba dersini almış mutlaka. Bizim de böyle fırsatlarımız olur zaman zaman, kıymetlendirirsek ne âlâ, yoksa çok çabuk uçup gider, külfeti de bize kalır. Hesabını vermekten başka elimizden bir şey gelmez. Yarın Yıldırım Han’ımız kime ne vazife verirse seve seve alsın, fırsatı ganimete çevirsin derim!
“Her şarta, her hizmete hazırız!”
“Kardeşlerim! Gayretli olun! Hamiyet gösterme sırası, erlik zamanı ve mertlik yakışır sizlere! Yıldırım Han’ımız sizinle iftihar etmektedir."
Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...