"Hünkarımız Yıldırım Beyazıd Han hazretleri teşrif ediyorlar" |
Davetliler sağdan başlayarak tek tek kendilerini tanıttı. Hürmetleriyle birlikte emirlerine amade olduklarını arz ettiler...
Salonun dört duvarının tavanla birleştiği yere yakın yüzeyleri usta sanatçıların elinden çıktığı her hâlinden belli olan büyük boy hüsn-ü hatlarla çevrelenmişti. Âyet-i kerime, hadîs-i şerif ve bazı şairlerin beyitlerinden seçilerek yazılmış hatlar, alev alev yanan koca mumların ışığında sanki daha ziyade büyüyor, daha çok parlıyor, mekâna muhteşem bir mabet havası veriyordu.
"Başak dolgunsa eğer, boynunu büküp eğer,/Boş olanı dik durur, verilmez ona değer."
“Aman ya Rabbim ne müthiş bir fırsattı. Bir de Sultan’ın gözüne girebilselerdi daha ne isterlerdi. O imkânı yakalamış ve o kapının açılmasına çok az zaman kalmıştı.” Kripto bu hayallerdeyken bir dalgalanma oldu. Teşrifatçılardan biri;
- Serdar-ı azam, Hünkarımız Yıldırım Beyazıd Han hazretleri teşrif ediyorlar.
Herkes önce teşrifatçıya, sonra da gösterdiği istikamete baktı. Genç Sultan, birkaç saraylı ve vezirle salona girdi. Bütün davetliler ruhani bir fısıltı içinde ayağa........