Putin ve Rusya’nın monarşi döngüsü: Tarihsel ve ekonomik bir analiz |
Bu hafta, "21. yüzyılda tiranlık olur mu?" diye serzenişte bulunanlara sebep-sonuç ilişkilerini tekrar değerlendirmelerini sağlayacak bir analizi paylaşmak istedim.
Rusya, tarihsel süreç içerisinde monarşi döngüsünün çeşitli aşamalarından geçerek günümüze kadar gelmiştir. Bu döngüde monarşi, tiranlık, demokrasi, oligarşi ve oklokrasi gibi yönetim biçimleri birbiriyle etkileşim hâlinde olmuştur. Her bir sistem, ekonomik faaliyetler üzerinde farklı etkiler oluşturmuş, toplumun yapısını ve halkın hayat şartlarını şekillendirmiştir.
Rus Çarlığı döneminde, monarşi tek bir liderin otoritesi altında merkezî olarak yönetiliyordu. Çar, hem siyasi hem de sembolik bir figür olarak halkın gözünde önemli bir konumda bulunuyordu. Ancak, Kafkasya, Osmanlı İmparatorluğu ve Fransız cephesi gibi savaşların yükü, Rus Çarlığı’nı giderek zayıflattı. Bu durum, halkın monark üzerinde oluşturduğu baskıyı artırmış, ekonomik sorunlarla birlikte bu baskı, otoritenin sorgulanmasına yol açmıştır.
Aslında, monarşinin zayıflaması, tiranlık döneminin başlangıcını da beraberinde getirmiştir. II. Nikolay ve ardından gelen tiran yönetimi, halkı baskı altında tutarak, onlardan gelen temel hak taleplerini göz ardı etmiştir. Potemkin Zırhlısı olayında olduğu gibi, halkın üzerine ateş açılması gibi üzücü olaylar, toplumsal hoşnutsuzluğun belirgin bir göstergesi olmuştur. Tiranlık, çoğunlukla korku ve zorbalıkla yönetildiği için ekonomik istikrarı da zayıflatmış, halkın yatırımları duraksamıştır.
Tiranlığa karşı ayaklanmalar, halkta demokrasi arayışının yükselmesine sebep oldu. Ancak, Rusya’daki demokratik süreçler de yeterince şeffaf bir biçimde işlemeyince, halkın iradesi genellikle belirli bir elit grup tarafından temsil edilmeye başlandı. Lenin ve Stalin dönemlerinde, yönetim biçimi bir çeşit oligarşiye dönüşmüştür. Politbüro’nun hâkimiyeti altında, özellikle zengin elitler değil, ideolojik bir grup olan Politbüro ekonominin kontrolünü sağlamıştır. Bu yapı, uzun vadede Sovyetler Birliği’ni ekonomik olarak zayıf düşüren bir durum oluşturmuştur.
Oligarşinin de zayıflaması, halkın taleplerinin görülmeye başlamasıyla mümkün oldu.........