Türkler Latin alfabesini Harf İnkılabı ile mi öğrendi?

XIX. asırdan itibaren Osmanlı entelektüelleri Latin alfabesi bilmez değildi. Rüştiye, hatta ilk mektebe giden herkes Fransızca dersi aldığı için, Latin alfabesini bilirdi. Bu sebeple alfabe değişikliği, teknik bir lüzum değil, ideolojik bir dayatma olarak görülmüştür.

Osmanlılar zamanında Arap alfabesi yerine Latin alfabesini koymak hususunda bazı teşebbüslerden bahsedilirse de hiçbiri doğru değildir. Tarihte hiçbir Türk'ün aklına böyle bir şey gelmemiştir. Latin alfabesiyle Türkçe’nin yazıldığı münferit bazı hadiseler varsa da bu, Türkçe bilen, ama Arap yazısını okuyamayan ecnebilere yazılmış bilgi notlarından ibarettir.

Sultan Abdülhamid’in Latin harflerini istediği, Osmanlı entelektüellerinde de rağbet olduğu gibi sözler, harf inkılabından sonra ileri sürülmüş subjektif iddialardır. Bir vesikası yoktur. Sonradan Sultan Abdülhamid hakkında uydurulan hatıra defterine bile sokulmuştur. Bu işi dile getiren Azerbaycanlı Mirza Feth Ali Ahundof gibi tek tük marjinal tipler çıkmış, ama ciddiye alınmamıştır.

Bu işi ilk defa İttihatçılar takıntı yapmıştır. Harbiye Nazırı Enver Paşa Arap harflerini alışılagelenin aksine Latin alfabesi gibi ayrı ayrı yazıldığı bir yazı uydurup askerî yazışmaların bununla yapılmasını emretmiştir. Mamafih herkes resmî evrakı bildiği gibi yazar, sonra harbiye nazırının gazabını çekmemek için, onun alfabesine çevrilirdi.

1/XI/1928’de “Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun” ile binlerce yıllık Latin alfabesi bir anda Türk alfabesi oldu. Resmî ve hususi yazışmaların bununla yapılması emredildi. Aksine davrananlara ceza getirildi. Bu arada mızıka şefi Zeki Üngör’e bir de Alfabe Marşı bestelettirildi. Devamlı çaldırılarak halkın kafasına inkılap nakşettirildi.

Hangisi avantajlı?

Türklerin millî yazısı yoktur. Orhun kitabelerindeki runik harfler Soğd alfabesidir. Türkler, İslamiyet ile beraber Arap alfabesini de kabul etmiştir. Dünyanın en eski ve en inkişaf etmiş lisanlarından biri olan Arapça’nın alfabesi, İslam medeniyetinin de müşterek yazısıdır. Dinî literatür bu lisan ve harflerle yazılmıştır. Bütün Müslümanlar aynı alfabeyi kullanmaktadır. Arap alfabesi ile Türkçe yazılınca, bu artık Türk alfabesi demektir.

Arap alfabesi zor mudur? Zorluk tasavvuru Latin alfabesine alışkın olmaktan kaynaklanır. Arap alfabesinin avantajları çoktur. İnsan elinin tabii hareketine uygun olarak sağdan sola yazılır. Latin alfabesi haricindeki bütün tarihî ve modern alfabeler sağdan sola yazılır.

Arap harfleri yuvarlak hatlıdır, gözü yormaz. Hızlı yazmaya, el yazısına ve bilhassa stenoya elverişlidir. Reisicumhur, mülakat verdiği gazeteci Ahmed Emin Yalman’ı eski harflerle not aldığı için azarlamış, o da hızlı yazabilmek için diyerek özür beyan etmişti. Kenan Evren’den Aziz Nesin’e kadar çok kişi Arap alfabesiyle not tutardı.

"Büyülü" kudret!

Latin alfabesi, Türkçedeki bazı sesleri tam karşılayamazken, Arap alfabesi bu sesleri ifade edebilir. Türkçe’deki ka ve ke, hı ve he sesleri Latin alfabesinde tek harfle gösterilir. Yağan “kar” ile ticaretten ele geçen “kâr” aynı yazılır. Üstelik Türkçe’deki nğ sesini veren ve donğuz, denğiz, kapınınğ şeklinde kullanılan sağır nun eski elifbada var iken (cumhuriyetin kurucu kadrosunun konuştuğu Rumeli şivesinde bu ses olmadığı için) yeni alfabeye alınmamıştır. Türkler yazıldığı gibi konuşan bir millet olmuştur.

1960’larda Ankara’da The Times muhabiri olarak vazife yapan David Hotham anlatıyor:

“Arap alfabesi zor olmadığı gibi, dinle de yakından alakalıydı. Arap alfabesi yalnız Kur’ân’ın değil, bütün din edebiyatının ve camilerdeki mukaddes levhaların da yazısıydı. Aslında güzel bir yazı biçimi olan Arap alfabesi, İslâmiyet (canlı) resim ve heykeli yasakladığı için, sanatta doğrudan doğruya bir güzellik ifadesi hâlini almıştı. Müslüman ülkelerinin çoğunda levhalara yazılan Arapça metinler, âdeta büyülü bir kudret taşır.

Alfabenin değiştirilmesi, dilin arınması, kırk yaşından küçük kuşakları hemen bütünüyle İslâm kültüründen uzaklaştırmak gibi bir netice........

© Türkiye