menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şeriat kaldırılalı 100 yıl oldu... Hukuk inkılabına giden yol

94 0
23.03.2026

1926’da Türkiye’de şer’î hukuk tamamen kaldırılmıştı. Kont Ostrorog, Cumhuriyet hükûmetinin Avrupa hukukunu kabulünü, Orta Doğu tarihinde İslâmiyet’in zuhurundan bu yana rastlanan en mühim hadiselerden biri olarak kabul eder.

Lozan’a giderken İsmet Paşa şer’î hukuku övüyor ve Mecelle’nin garp kanunları ayarında olduğunu söylüyordu. Osmanlı hukuku muazzam bir sistemdi. Parlak bir ananesi vardı. Kuvvetli bir hukuk mantığına ve hukuk lisanına sahipti.

Lozan’da kapitülasyonların kalkması mukabilinde şer’î hukuku ilga etme baskısıyla karşılaşan İsmet Paşa, komşu ülkelere tatbik edilenden farklı bir sistemin Türkiye’ye neden dayatıldığını sorunca Lord Curzon, Jön Türklerin asırlık aşağılık kompleksini tahrik edercesine, şu cevabı vermiştir: “Çünki kanunlarınız şeriata dayanmaktadır.” (Bilal Şimşir, Lozan Telgrafları, I/292)

Bu baskı karşısında İsmet Paşa pes etti. Hukuk reformu yapılmasını ve buna nezaret etmek için mahkemelerde hazır bulunmak üzere Avrupa’dan beş yıllığına mütehassıslar getirtilmesini kabul etti. Bir memleketin istiklali ile bağdaştırılması güç olan böyle bir hükmün kabulü şaşırtıcıdır.

1926 tarihinde İsviçre medeni kanunu alınırken itiraz edenlere, adliye vekili Mahmut Esat (Bozkurt) “Bunu İsmet Paşa Lozan’da kabul etmiştir. Siz de kabul etmek mecburiyetindesiniz. Kapitülasyonların kaldırılmasına karşı, hukuk sistemiyle, kanunlarıyla, mahkemeleriyle yepyeni bir adalet organı yapmayı da üzerimize almış bulunuyorduk. Lozan Muahedesi ile yüklendiğimiz işi elden geldiği kadar çabuk başarmak lâzımdı” (Mahmut Esat Bozkurt, Türk Medeni Kanunu Nasıl Hazırlandı?; Van milletvekili İbrahim Arvas, Tarihî Hakikatler)

22 Ocak 1923’te Mustafa Kemal Paşa, Bursa’da Şark Sineması'nda halka hitabında, “Zamana ve ihtiyaca uymayan Mecelle’ye bağlı kalamayız. Avrupa kanunlarını alacağız. Yüzlerce yıl evvelki bir cemiyet için yapılan kanunlarla bugünki cemiyeti idareye kalkışmak gaflettir, cehalettir” diyerek lâzım gelen mesajı vermiştir. (Atatürk’ün Bütün Eserleri, 14/265)

Lozan’da azınlıkların aile meselelerinde eskiden olduğu gibi kendi dinî hukuklarını tatbik edebilecekleri kabul edilmişti. Ama bu hüküm tatbik edilmedi. Yunanistan’ın itirazına Avrupa kulak asmadı. Artık Müslümanlar da gayrimüslimler de kendi dinlerinin hukuk kaidelerini tatbikten mahrum bırakılarak kanun önünde eşitlendiler.

Ahmet Mumcu der ki: “İlk çeyrek asırda demokratik prensipler çerçevesinde halkın hür iradesiyle seçilmiş bir meclis olmadığı için, hukuk inkılabı ve buna esas teşkil eden kanunlar tek kişinin iradesiyle hazırlanıp çıkarılmıştır. Lider, başka ihtilallerde pek rastlanmayacak bir şekilde, güçsüz bir kadro ile inkılabı başlattığı için tabiî olarak Tek Adam diye anılmıştır.” (Tarih Açısından Türk Devriminin Temelleri ve Gelişimi, 114.)

Böylece 1924’te kadılıklar ve Şer’iye Vekâleti kaldırıldı. 17 Şubat 1926’da İsviçre medeni kanununun kabulüyle........

© Türkiye