Çok konuşulan ziyaretin kodları: Kral Charles ABD’ye tarihini hatırlattı

* Kral Charles’ın ABD ziyareti, bir diplomatik faaliyetten fazlasıydı. İnce mesajlar taşıyan buluşmada belki de en ironik olanı şuydu: Bir zamanlar monarşiden kurtulmak için kurulmuş bir ülke, bugün bir kralın ziyaretini dikkatle takip etti.

İngiltere Kralı III. Charles, geçen hafta ABD’yi ziyaret etti. Ziyaret, Amerikan kolonilerinin Kral III. George devrinde artan vergiler ve parlamentoda temsil edilmeme gibi sebeplerle ana vatan İngiltere’ye ayaklanarak 1776’da istiklalini ilan etmesinin üzerinden 2,5 asır geçtikten sonra cereyan etti.

Başta kanlı bıçaklı ayrılsalar da zaman içinde iki ülke arasında menfaate dayalı güçlü bir ittifak kuruldu. İngilizler, denizaşırı hemcinslerini zaman zaman aşağılamalarına rağmen “kuzen” diye anarlar. Kraliçe’nin bir ABD ziyaretinde, yanındaki birini İngilizce tercümanım diye takdim ederek Amerikalıların konuştuğu dille alay ettiğine dair fıkra anlatılır.

Amerikan ihtilalinin, “Temsil yoksa vergi de yok!” sloganı, sadece ekonomik bir itiraz değil, aynı zamanda yeni bir siyasî nizamın habercisiydi. Amerikan istiklali, yalnızca bir coğrafyanın değil; yeni bir fikrin doğuşuydu: Monarşiye karşı cumhuriyet.

Mamafih ABD’nin kurucu babaları aynı düzeni sürdürmekten başka bir şey yapamadılar, şu farkla ki, kralın yerine başkanı oturttular. Zira ABD’nin kuruluşu büyük ölçüde Anglo-Sakson elitlerin marifetidir. ABD bugün bu ananeye dayanan ve İngilizce konuşan bir ülkedir.

Sanayileşme, global ticaretin inkişafı ve bilhassa iki büyük cihan harbi, iki ülkeyi aynı cephede buluşturdu. Müşterek değerler, demokrasi, liberal ekonomi, hukukun üstünlüğü ve ferdi hürriyetler, giderek daha fazla ön plana çıktı.

ABD, 1945’ten sonra kurulan yeni dünya düzeninde, İngiltere’nin aleyhine yükselen süper güç olurken, İngiltere global rolünü yeniden tarif etmek mecburiyetinde kaldı. Bu safhada “hususi münasebet” olarak adlandırılan Anglo-Amerikan iş birliği, diplomatik, askerî ve istihbarî sahalarda derinleşti. Global ticaretin merkezi Londra, baş şubesi New York diye kabul gördü.

İki ülke arasındaki münasebetler, askerî ittifaklardan ekonomik ortaklıklara, kültürel interaksiyondan akademik iş birliklerine kadar geniş bir yelpazeye yayılmış vaziyettedir. Hollywood’dan finans merkezine, teknoloji şirketlerinden üniversitelere kadar uzanan bu irtibat, münasebetlerin ne kadar derinleştiğini ortaya koyuyor.

Kral’ın ziyareti, İran meselesi sebebiyle iki hükûmetin arasındaki gerginliği gidermek maksadına matuf görünüyor. Tarih, düşmanlık veya dostlukların kalıcı olmadığını defalarca göstermiştir. Milletlerarası münasebetler yalnızca menfaat üzerine kuruludur.

Atlantik’in iki yakası

Atlantik’in iki yakası arasında asırlardır süren biraz mesafeli münasebet, bu tür ziyaretlerde yeniden sahnelenir. Ancak bu kez sahnede yalnızca bir kral yoktu. Karşı tarafta müesseseleriyle övünen bir cumhuriyet ve bunun fazlasıyla renkli figürleri de vardı.

Bu figürlerin en dikkat çekeni, şüphesiz Donald Trump. Bu sıra dışı ABD başkanının siyaset sahnesinde meydana getirdiği dalgalar, Amerikan demokrasisinin alışık olduğu ağırbaşlı ritmi zaman zaman reality show temposuna çekmişti.

İşte tam da bu sebeple, bir İngiliz kralının gelişi, başlı başına bir kontrasttı: Biri ananenin, diğeri ise anlık çıkışların temsilcisi. Kral’ın ziyareti, aslında iki farklı dünya görüşünün zarif bir karşılaşmasıdır. Bir yanda devamlı değişen, kendini yenileyen bir cumhuriyet; diğer yanda yavaş değişen ama derin kökleri olan bir monarşi.

Trump gibi sistemin sınırlarını zorlayan karakterler karşısında monarşi, âdeta zamanın dışından gelen bir denge unsuru gibi durur. Neticede Kral'ın ziyareti bir diplomatik faaliyetten fazlasıydı. Âdeta iki farklı anlayışın karşılaşmasıydı.

Belki en ironik olan şey, bir zamanlar monarşiden kurtulmak için kurulmuş bir ülkenin, bugün hâlâ bir kralın ziyaretini dikkatle takip etmesidir. Bu da, tarihin düz bir çizgi değil, bazen kendine geri dönen bir daire olduğunu hatırlatır.

Trump’ın siyaset tarzının en ayırt edici unsurlarından biri sosyal medyadaki ani ve sert mesajlarıydı. Kral ise ölçülü, yavaş ve filtrelenmiş iletişimi ile bunun tam zıddıdır. Ziyaretlerde........

© Türkiye