Kutbeddin Aybeg |
Sultan Kutbeddin Aybeg adını üniversite yıllarımda rahmetli Prof. Dr. Enver Konukçu Bey’den Delhi Türk Sultanlığı dersini alırken duymuştum. Açıkçası kendisine karşı hayranlık içerisinde kalmıştım. Nasıl bir İslam mücahidi idi o. Durmak bilmeyen bir enerjisi ve hiç eksilmeyen cihad aşkı vardı.
Türk tarihinin destan kahramanlarından biri olmuştu. Bugün üniversitelerin çoğu tarih bölümlerinde dahi Delhi Türk Sultanlığı anlatılmaz...
Muhteşem tarihimize ve cihangir sultanlarımıza yalan yanlış kurgularla dizi çekmeye çalışanlara alın size gerçek kahramanlar, kurguya entrikaya ne ihtiyaç var, bu gerçek hakikatler size yıllarca yeter, Türk'ün kahramanı mı biter diyeceğiz ama diyemiyoruz. Desek de anlatamıyoruz!..
Şu dizi senaristleri yapımcıları tarihimizden o kadar kopuklar ki… İngilizlerden altı ayda zor aldığımız sonrasında ise bir günde kaybettiğimiz Kut’ül Amâre’den kahramanlık hikâyesi çıkarmaya çalışıyorlar ama yüzlerce destan kahramanı gibi yaşamış cihangir sultanlarımızın adını dahi bilmiyorlar. Ele aldıklarını ise sanki öldürmek üzere hareket ediyorlar...
Delhi Sultanlığı’nın kurucusu olan Kutbeddin Aybeg, kaynakların belirttiğine göre Türkistan’dan gelmiş, Kıpçaklara mensup bir Türk çocuğu idi. Küçük yaşta Nişabur’a getirilerek İmam Ebu Hanife soyundan Kadı-ı Kuzat Fahreddin bin Abdülaziz Kufi’ye satıImıştı. Bu zatın çocuklarıyla birlikte okuma-yazma öğrenip, ilk dinî terbiyeyi alan Aybeg atçılık, binicilik ve okçulukta mükemmel bir şekilde yetişti. Ahlaki meziyetleri ile de sivrildi. Bu itibarla genç yaşta iken, Gazne’de Muizzeddin Muhammed Gûri’nin adamları tarafından satın alınarak Sultan’a takdim edildi.
Zekâsı ve üstün yetenekleriyle kısa zamanda Gûr Sarayı'nda da kendisini kabul ettiren Aybeg, Muizzeddin Muhammed Gûri’nin yakınları arasında yerini aldı. Kısa sürede Emir-i ahurluk görevine getirildi.
Bu görevde iken Horasan'da isyan eden Harezmli Sultan Şah’a karşı müşterek Gûrlu ordusunun düzenlediği seferde iken pusuya düşürülmüş, büyük kahramanlık göstermesine rağmen, maiyetinin azlığı yüzünden esir düşmüştü.
Ancak Sultan Şah yenilgiye uğratılınca Aybeg, içinde yaşamaya mahkûm edildiği demir kafesle birlikte bir deve üzerinde Sultan Muizzeddin’in huzuruna getirildi. Sultan, bu yiğit komutanın gönlünü alıp teselli ettiği gibi, kendisine büyük ihsanlarda da bulundu.
Bundan sonra da Aybeg’in sultana hizmeti tarihte az görülebilecek bir dereceye çıkacaktır. Bilhassa Hindistan seferlerinde parlak başarılar elde edecektir.
Onun ilk başarıları Tarain Savaşlarında görüldü. 1191 kışında Racput arazisine giren Türklerden kurulu Gûrlu ordusu süratle Taberhinde’yi (Bathinda) ele geçirerek Tarain'e kadar ilerledi. Burada Racput Racası Prithvi’nin komutasındaki birleşik Hindu kuvvetlerini müthiş bir bozguna uğrattı. 1192 yılında kazanılan bu zafer, Hindistan Türk tarihi bakımından önemli bir dönüm noktasıdır.
Zira, sonuçları itibarıyla Malazgirt Zaferine benzeyen bu muharebeyi müteakip, Kuzey Hindistan’ın önemli şehir ve kasabaları art arda Türk hâkimiyeti altına girdi. Bu zafer, Sultan Muizzeddin Muhammed Gûri adına hareket eden Türk........