We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kışla Camii

45 21 0
11.06.2021

Geçen haftaki yazımda Taksim Camii’nin yapılış serüvenini kaleme alırken evvelce yerinde Kışla Camii’nin olduğundan bahsetmiş ve onun hazin hikâyesini gelecek hafta anlatalım demiştik.

Bu konu gerçekten büyük önem arz etmektedir.

Zira son dönemlerde Sultan Vahideddin Han için “Cami satan adam” diye devamlı karalama kampanyalarının yapıldığına şahit olmaktayız.

Hatta meşhur bir köşe yazarı sırf bu sebeple kendisine “Sultan Mahvettin” diyerek hakaret edici bir yazı kaleme almıştı.

Vahideddin Han’a cami sattı diye saldıran bu adamları cami dostu, gece gündüz camiden çıkmayan adamlar ve ihtiyaç olan her yere cami yapılsın diye gayret gösteren insanlar sanırsınız. Oysa böyle bir şey yok!

Fatih Sultan Mehmed Han’ın vakfı olan Ayasofya, aslına rücu etsin dersiniz, en fazla onlar karşı çıkarlar.

Taksim’e hem de büyük bir ihtiyaç olduğu hâlde cami yaptırmak istersiniz, kale gibi karşınızda dururlar.

Cami yaptırtmamayı en büyük marifet addederler.

Nedir bunların dertleri, anlamak imkânsızdır.

Vahideddin Han’ı ise, “cami sattı” diye neredeyse yolda bulsalar asacaklar zannederseniz.

Peki Vahideddin Han’ı, sattı diye yaygara kopardıkları Kışla Camii’nin hazin hikâyesi ne idi? Görelim bakalım...

Son dönemde meşhur olan adıyla Taksim’de Gezi Parkı’nın bulunduğu mevkide, XIX. yüzyılın hemen başında Osmanlı ordusunun topçu sınıfı için büyük bir askerî kompleks inşa edilmişti.

Sultan III. Selim Han döneminde yapımına başlanan eser tam bitme aşamasına gelmiş iken Kabakçı Mustafa İsyanı dolayısıyla gecikmiş ve IV. Mustafa Han döneminde Temmuz 1808’de tamamlanabilmişti.

Bu topçu kışlasının içerisine askerlerin namaz kılması için çok zarif ve güzel bir cami de inşa edilmişti.

Cami, masraflarının karşılaması için III. Selim Han’ın validesi Mihrişah Valide Sultan’ın vakfına bağlandı.

Buradan caminin gayri sahih vakıflardan olduğu anlaşılmaktadır. Zira devlet hazinesinden yaptırılmış olup sadece masrafları Mihrişah Valide Sultan vakıflarından giderilecekti. Dolayısıyla ileride bu caminin ihtiyaç vukuunda başka bir yere nakli hukuka aykırı bir durum değildir.

Bunu anlamak için vakıf mevzuatını bilmek gerekir. Cahil ve şaşı bakışlı olmamak lazımdır.

Kışla Camii, kubbeli tek minareli, fevkani, minberli ve hünkâr mahfili olan küçük bir cami idi. Sultan Abdülmecid Han döneminde 1847 yılı Şubat’ında, şiddetli fırtına sebebiyle minaresi yıkılmış ve büyük zarar görmüştü.

Bu sebeple camide geniş çaplı bir tamir yapıldı. Minaresi kesme taştan olmak üzere yeniden inşa edildi. Kubbenin kurşunları ve pek çok aksamı yenilendi.

Kışla........

© Türkiye


Get it on Google Play