We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Filistin’i Araplar mı sattı?

80 86 0
28.05.2021

Geçen hafta II. Abdülhamid Han’ın, siyonistlerin Filistin’de bir yurt kurma girişimlerine karşı ölümüne bir mücadele verdiğini belirtmiştik.

II. Abdülhamid Han nezdinde yaptıkları onlarca teşebbüsten bir netice elde edemeyen siyonistler, hedeflerine ulaşabilmek için bundan sonra Osmanlı Devleti’nin yıkılması gereğine vurgu yapacaklardır... Nitekim Thedor Herzl, son yıllarında bu düşüncesini şöyle açıklayacaktır:

“Bir tek plan aklıma geliyor. Sultan’a karşı bir kampanya açmalı, bu iş için de sürgün edilmiş prensler ve Jön Türklerle temas kurmalıyız.”

Evet siyonistler yeni hedeflerini çizmişlerdi. Padişah mutlaka tahtından alaşağı edilmeliydi. Bunun için de Padişahın bütün muarızları desteklenecekti.

Zira siyonistler, Filistin’de mutlaka bir devlet kurmak ve Kudüs’e hâkim olmak kararında idiler. Dünya dolusu paraları vardı. Bütün büyük güçleri yanlarına almışlardı. Ancak bir kişiyi ikna etmek mümkün olmuyordu. O, Sultan II. Abdülhamid Han idi...

Her tür teşebbüsleri akamete uğruyordu. “Ben canlı beden üzerinde ameliyat yaptırtmam” ve “Aldığımız paha dışında bir karış toprak parçası vermem” diyerek tüm yolları tıkamıştı.

Bu itibarla da siyonistler için maksatlarına ulaşmakta tek bir yol kalmıştı: Sultan II. Abdülhamid Han’ı devirmek ve Osmanlı Devletini parçalamak...

Padişahı ortadan kaldırabilmek için nice suikastlar tertiplenmiş fakat başarılı olunamamıştı.

Aslında Türk’ün hiç unutmaması gereken hadise, siyonistlerin 29 Ağustos 1897’de Basel’de aldığı kararlardır. Bu, millî eğitimimizin, “Ey Türkoğlu uyuma” diye gençlerimizin genlerine işlemesi ve hatırlarından hiç çıkarmaması gereken bir karardır. Zira Yahudi devletinin kurulacağının ilk sinyalleri, Theodor Herzl’in başkanlığında toplanan o kongrede verilmişti. Kurulması planlanan devletin sınırları ise şu şekilde çizilmişti:

“Kuzey sınırlarımız Kapadokya’daki (Orta Anadolu) dağlarına, Güney sınırlarımız ise Süveyş Kanalı’na dayanacaktır.”

Evet siyonizmin hedefi Kudüs ve Filistin ile sınırlı değildir. Yarınlarda ülkemizi bekleyen tehlikenin adımları yıllardır atılmaya devam etmektedir.

Basel’deki bu toplantı siyonistler için çok önemli idi. Nitekim Herzl, 1901’de Londra’da düzenlenen kongreden sonra yaptığı açıklamada gelecekteki devletlerinin temelini o günkü kongreye bağlayacaktı:

“Basel’de ben Yahudi devletini kurdum. Eğer bunu yüksek sesle söylersem bütün dünya bana güler. Fakat beş sene içinde veya elli sene sonra herkes bunu böyle bilecektir...” Nitekim elli sene sonra bunun hayal olmadığı anlaşılacaktı.

Peki bunu nasıl başarmışlardı? Bugün hâlâ konuyu “Arap ihaneti” diyerek geçiştirip uyuyacak mıyız? Bunu anlamak için tarihi doğru okumak gerekmektedir.

Siyonistler artık devletimizi içten parçalamanın yolunu tutmuşlardı. Bir taraftan İttihatçıların toplantılarına fiilen iştirak ederken bir taraftan da kendilerine ait yerleri İttihat ve Terakki üyelerine toplanma ve çalışma mekânı olarak tahsis ediyorlardı. Birçok Yahudi........

© Türkiye


Get it on Google Play