We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

“Gitsin” korosuna tarihî bakış!

72 50 122
06.08.2021

Pandemi öncesinde Almanya’ya sık sık kitap fuarı için gidiyordum. Bir defasında gençler programdan sonra çevremi sardılar. Beni beş dakika diyerek bir sohbete davet ettiler. Biliyordum ki o beş dakikanın bana faturası en az iki saat olacaktı. Bu itibarla kendilerine ayakta beş dakikalık bir sohbet yaptım ve “tamam sohbetimiz bitti” dedim. Eh bir şey de söyleyemediler tabii. Kendilerine;

Gelmenin bir gitmesi var ey hümam,

Gitti gelmek kaldı gitmek vesselam...

Demiştim. Evet, her gelişin bir gidişi vardı. Almanya’ya gelmiş fakat ayrılmaya da mahkûm olmuştum. Hatta öyle ki giderken dönüş biletimi dahi almışlardı.

İşte gençler dünyaya da geldik. Gelmek gitti. Ne kaldı geriye, gitmek kaldı. Hayat bu kadar kısa. Öyleyse geldiğimiz yeri unutmayalım. Yine döneceğiz. Ona göre her zaman hazırlıklı olalım. Zira dünya böyledir. En sevdiğiniz veya sevmediğiniz için sabah akşam kalsın deseniz de, gitmesin diye çırpınsanız da faydası yok. Ayrılmaya mahkûmsunuz.

Durum bu olunca gece gündüz Sayın Cumhurbaşkanımız için, “aman gitsin” diye çırpınanları gördükçe acıyorum. Zavallılar sanki kendisi gitmeyecek. Dünyaya kazık çakacaklarını mı zannediyorlar acaba?

Ne hazindir ki bizim tarihimiz son dönemlerde hep bu “gitsin” çırpınışları ile dolu.

Gitsin denilenler gidince ne olacaktı?

Vatanda güller açacaktı. Fabrikalar gece gündüz çalışacaktı. Ekonomi rahatlayacak refah ve huzur artacaktı.

Eh hâl böyle olunca kim istemezdi uğursuzların(!) gitmesini?

Peki ne oldu, uğursuz(!) sayılanlar gidince vatan mı kurtuldu, paramız on kat mı değerlendi?

İsterseniz şu gitsin denilenlere bir bakalım.

Çok çok da fazla geri gitmeyelim.

Abdülaziz Han gitsin, dediler. Gitmeyince darbe yaptılar.

Yeni gelenlerin nelere sebep olduğunu anlamak isteyenler 93 Harbi ve neticelerini okusunlar. Ayastefanos maddelerini bir kez daha gözden geçirsinler!

Sultan II. Abdülhamid Han geldi...

Memleket kalkınıyordu. Eğitim ve sanayi yükseliyordu. Dünya ile mücadele veriliyordu. Osmanlı âdeta yeniden diriliyordu.

Önce düşmanlar gitsin dediler. Olmayınca içeriyi hareketlendirdiler.

Aydınlar, askerler, Jön-Türkler, İslamcılar gitsin diye bağırıyordu.

Akif’in deyimiyle o gidince başka bir Osmanlı bulacaktık.

Sonunda darbe ile indirdiler. Düzlüğe mi çıktık?

Beş milyon kilometrekare toprak buhar oldu! Trablusgarp, Balkan faciaları ve Birinci Cihan Harbi ile felaket üstüne felaket yaşandı. Bağdat, Kudüs, Selanik, Üsküp başta olmak üzere asırlardır bizim olan yerler düşmana yurt oldu.

Ortada elindeki 780 bin kilometrekareye bayram edecek bir Türkiye bırakıldı. Süleyman Nazif, Mehmet Akif ve Filozof Rıza Tevfik’in pişmanlıklarını okuyunuz!

Sonra “Vahideddin Han vatanı sattı”........

© Türkiye


Get it on Google Play