Çocuk aklı, çocuk kalbi… |
Çocuklar sessiz öğretmenlerimizdir. Bazen tek kelime etmeden, en derin hakikatleri tam orta yere, âdeta beynimize çakarcasına bırakıverirler. Onların dünyasında karmaşıklığa yer yoktur; sadelik, doğallık ve içtenlik hüküm sürer her daim.
Geçtiğimiz hafta çiftlik sahibi bir dostumun daveti üzerine, dokuz yaşındaki oğlumla birlikte yeşillikler içinde bir günü geride bıraktık. Telefon görüşmemizde, "Oğlunu çiftliğe getir, ona bir tavşan hediye edeyim" demişti. O an için sıradan bir hediye gibi görünmüştü belki, ancak hayat bazen en beklenmedik anlarda, en küçük gibi görünen hediyelerle en büyük dersleri veriyor.
Birkaç gün içinde oğlumla birlikte yola düşüp çiftliğe ulaştık. Kapıda bizi güler yüzle karşıladı. "Hoş geldiniz! Önce bir çiftliği gezelim, sonra sürprizimizi yaparız" dedi.
Çiftliği gezdik. İneklerin, koyunların, tavukların yaşam alanlarını inceledik. Oğlum hepsini dikkatle izledi. Bir süre dolaştıktan sonra artık gitme vakti gelmişti. Tam vedalaşacakken, çiftlik sahibi dostum, "Az bekleyin, size bir şey göstermek istiyorum" diyerek bizi tavşanların bulunduğu bölüme yönlendirdi.
Kafeste iki büyük, bir de çok sayıda minik tavşan vardı. Dostum, kafesten çıkardığı koyu renkli, yumuşacık bir yavru tavşanı oğlumun kucağına yerleştirdi. "Bu artık senin" dedi gülümseyerek.
Tanıyanlar bilir; oğlum, dokuz yaşında ama pek konuşmaz. Duyguları, düşünceleri kelimelerle değil, gözleriyle, mimikleriyle, jestleriyle anlatır bizlere. Belki de bu yüzden her tepkisi, her davranışı, diğer........