menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Terörsüz Türkiye bir taviz değil, tasfiye doktrinidir

19 0
19.05.2026

Türkiye, yaklaşık yarım asırdır sadece bir terör örgütüyle değil; aynı zamanda millî enerjisini tüketen, toplumsal fay hatlarını derinleştiren ve jeopolitik hareket alanını daraltan büyük bir güvenlik prangasıyla mücadele ediyor.

On binlerce canımıza mâl olan, Türkiye’nin ekonomik, siyasî ve psikolojik direncini hedef alan bu kanlı süreç, artık yalnızca sıradan bir terörle mücadele başlığıyla açıklanabilecek sınırları çoktan aşmıştır.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin Türkgün gazetesine verdiği röportaj, tam da bu nedenle sıradan bir siyasî açıklama olarak değerlendirilemez.

Sayın Bahçeli meseleyi yalnızca güvenlik perspektifinden değil; devlet aklı, toplumsal bütünleşme, jeopolitik zorunluluk ve örgütsel tasfiye ekseninde çok katmanlı bir doktrin hâlinde tarif etmektedir.

Dolayısıyla Terörsüz Türkiye yaklaşımı, yüzeysel bir slogan değil; takvimi işleyen, siyasî ve kurumsal altyapısı hazırlanan, sahadaki sonuçları adım adım alınmaya başlanmış kapsamlı bir devlet vizyonudur.

Nitekim bugün yaşanan gelişmeler bu durumu açıkça gözler önüne seriyor. İmralı hattı üzerinden örgüte iletilen silah bırakma ve fesih mesajları, örgütün kendi içinde tartışmaya başladığı tasfiye senaryoları, uzun süredir devam eden eylemsizlik hâli ve TBMM merkezli komisyon tartışmaları birlikte okunduğunda; ortada artık teorik bir tasavvurun değil, fiilen ilerleyen bir sürecin olduğu anlaşılmaktadır.

İçeriden çözme girişimi

Tam da bu noktada, Sayın Bahçeli’nin geçtiğimiz haftalarda önerdiği “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” modeli, sürecin en dikkat çeken stratejik başlıklarından biri hâline geldi.

Bazı çevreler bu yaklaşımı bir pazarlık, bir geri adım ya da meşrulaştırma girişimi gibi göstermeye çalışsa da MHP Lideri'nin 22 Ekim’den bu yana ortaya koyduğu çizgi dikkatle takip edildiğinde, hedefin tam tersi olduğu net bir şekilde görülür.

Bahçeli’nin kurduğu dilin merkezinde hiçbir zaman bir uzlaşma zemini olmamış; doğrudan doğruya örgütsel tasfiye hedeflenmiştir.

Burada çok kritik bir ayrım söz konusu; tarif edilen model, örgüte veya unsurlarına bir statü üretimi asla değildir. Aksine, örgütün lider merkezli yapısını kullanarak örgütsel çözülmeyi........

© Türkiye