Kökü mazide, gözü atide: Gelenekten geleceğe Türk gençliği
Cemiyetlerin hayatında, tarihin akışına yön veren ve nesiller boyu unutulmayacak kırılma noktaları vardır. Bu anlar, sadece kalabalıkların bir araya gelişiyle değil, o kalabalıkları bir ideal etrafında kenetleyen zihnî ve kalbî uyanışla kıymet kazanır.
Türkiye’de uzun yıllardır gençlik hareketleri, köksüz rüzgârların önünde savrulan reaksiyon dalgaları yahut kuru sloganların gölgesinde hapsolmuş yapılar olarak gösterilmek istendi.
Özellikle milliyetçi mukaddesatçı gençlik, muayyen odakların inşa ettiği dar kalıpların, peşin hükümlü mülahazaların ve sadece sertlik üzerinden okunan kriminal imgelerin içerisine sıkıştırılmaya çalışıldı. Geçmişin acı hatıralarını bugünün tek vitrini yapmak isteyenlerin ezberi, Ankara’da nihayete eren "Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Türk Gençliği Büyük Kurultayı" ve onun ayrılmaz bir cüzü olan "TeknOcak-Teknoloji ve İnovasyon Festivali" ile kökünden sarsılmıştır.
Ankara’da tecessüm eden o muazzam manzara, sadece siyasi bir gövde gösterisi yahut geçici bir heyecan dalgası değildir.
Orada köklü bir çınarın yeni dallar sürdüğünü, kökü mazide gözü atide bir neslin ayak seslerini duyduk. Bizim millî ve manevi dünyamızın mihenk taşları, insanı sinesinde taşımayan, ahlakla bezenmeyen hiçbir medeniyet hamlesinin kalıcı olamayacağını ihtar eder.
İşte bu yüzden, o salonda göze çarpan ilk şey kuru bir kalabalık değil; yüksek bir disiplin, sarsılmaz bir organizasyon kabiliyeti, deruni bir ahlak vurgusu ve her şeyden önemlisi bir vatan bütünlüğüne ait olma şuuru idi. Sloganın hudutlarını aşarak laboratuvarın sükûnetine, tefekkürün derinliğine ve üretimin bereketine hicret eden yeni bir zihinsel dönüşümün şahitliğini yaptık.
Bir tarafta on binlerce gencin vakarla doldurduğu o tarihî kurultay meydanı, diğer tarafta ise yapay zekâ projeleri, siber güvenlik yazılımları, sarsılmaz robotik sistemler, enerji teknolojileri ve semalara göz diken insansız hava araçları...
Bütün bu........
