menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Enerjinin yeni jeopolitiği: Nükleer zorunluluk...

16 11
27.01.2026

Dünya, enerji tartışmalarını artık çevreci broşürlerin nahif romantizminden veya piyasa uzmanlarının günlük fiyat tablolarından çoktan çıkardı. Eğer hâlâ enerjiyi sadece faturalar ve birim maliyetleri üzerinden konuşuyorsak, kapımıza dayanan yeni dünya düzenini ıskalıyoruz demektir. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol’un son dönemdeki çarpıcı ikazları, aslında tek bir gerçeğe işaret ediyor: Enerji artık ekonominin bir alt başlığı değil, jeopolitiğin ta kendisidir.

Küresel sistem, tarihin gördüğü en keskin ve en sert dönüşümlerinden birini yaşıyor. Fatih Birol’un "belirsizlikler içindeki kesinlikler" olarak tanımladığı bu yeni çağın adı: Elektrik Çağı... Ancak bu çağ, sadece prizden akan akımın değişmesi değil, güç dengelerinin yeniden haritalandırılması anlamına geliyor.

Yüzyılı aşkın süredir jeopolitiği şekillendiren petrol ve gaz, yerini artık her şeyi çalıştıran o görünmez ama hayati güce; elektriğe bıraktı. Bugün bir ülkenin gücünü sadece ordusunun büyüklüğüyle değil, veri merkezlerini, yapay zekâ sunucularını ve ileri teknoloji savunma sanayisini besleyebilme kapasitesiyle ölçüyoruz.

Burada sormamız gereken soru şudur: Bir devlet, "rüzgâr estiğinde" ya da "güneş açtığında" çalışacak bir sanayiyle küresel rekabette kalabilir mi? Elbette hayır.

Yenilenebilir enerji, karbon ayak izimizi düşürmek ve portföyü çeşitlendirmek için stratejik bir bileşendir; ancak tek başına bir devletin omurgasını taşıyamaz. Devlet kapasitesi, kesintisiz ve "baz yük" üretebilme yeteneğiyle ölçülür. Büyük kesintiler yaşayan gelişmiş ülkelerin içine düştüğü kaos, enerjinin nasıl saniyeler içinde bir millî........

© Türkiye