2026'ya girerken: Dağılmadan yürümek... |
Yeni yıl, takvimde değişen bir rakamdan ibaret değildir. Bazı yıllar vardır; geçip gitmez, iz bırakır. 2025, Türkiye için tam da böyle bir yıl oldu. Siyasetin sertleştiği, gündemlerin hızla eskidiği, tartışmaların büyüdüğü bir dönemde asıl dikkat çekici olan; devletin kendi merkezini kaybetmemesiydi. Gürültü vardı, kriz vardı; fakat tereddüt yoktu. Türkiye Cumhuriyet Devleti, merkezini ve istikametini kararlılıkla korudu.
2025, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin geçici tartışmaların ötesinde sürekliliğini, kurucu iradesini ve yönetme ciddiyetini yeniden hatırlattığı bir yıl olarak kayda geçti.
***
Bu yılın en stratejik başlığı, hiç kuşkusuz “Terörsüz Türkiye” hedefinin ele alınış biçimi oldu. Yıllar boyunca ya ideolojik sloganlara ya da kısa vadeli siyasi hesaplara sıkışmış bir mesele, ilk kez bu denli açık ve kararlı biçimde devletin varlık meselesi olarak konumlandı. Bu yaklaşım, sorunu aktörlerin niyetine değil; devletimizin kararlılığına bağladı.
Kullanılan dil belirleyiciydi: Ne popülizm vardı ne de müzakere romantizmi. Devlet, meseleyi sloganlarla değil; güvenlik, birlik ve bütünlük kavramlarıyla ele aldı. 2025, terörle mücadelenin bir güvenlik gündemi olmaktan çıkarılarak, devlet iradesiyle tarihsel bir sonuca bağlandığı yıl olarak kayda geçti. Bu, yalnızca bir güvenlik politikası değil; Türkiye’nin geleceğine dair kurucu iradenin kararlılığıydı.
***
Aynı yıl, yerel yönetimler ve ana muhalefet alanında yaşanan gelişmeler, devletin bir başka temel refleksini görünür kıldı: Hesap verebilirlik. İstanbul........