Avrupa 'intiharın' eşiğinde mi? |
Avrupa, ciddi ciddi çöküş senaryolarını konuşuyor...
Yirmi yıl öncesine kadar “Avrupa Birliği” dendiğinde akla refah, istikrar, aydınlanma, geleceğe güven ve demokrasi gelirdi. Bugün bu kavramların yerini tam tersi söylemler almış durumda. Demografik intihar, kültürel erozyon ve sosyal çöküş bu tartışmaların tam ortasında bulunuyor. Artık bu kelimeler sadece aşırı sağ partilerin mitinglerinde değil, akademik raporlarda, ana akım gazetelerde ve hatta bazı Avrupalı liderlerin kapalı kapılar ardındaki sohbetlerinde geçiyor.
Göç, yaşlanan nüfus ve “çöküş” senaryoları peki neden ana gündem hâline geldi?
Çünkü ortaya çıkan acı gerçekleri saklama durumları kalmadı. Hakikatler yalan söylemiyor ve gerçeklik, siyasi doğruculuk perdesini alt etmiş durumda. Önce çok ciddi yaşlanan bir nüfus gerçeği var! Eurostat’ın en güncel verilerine göre Avrupa Birliği’nde toplam doğurganlık oranı 2024’te 1,34 seviyesine düştü! Bu ürkütücü gerçek 2001’den beri kaydedilen en düşük seviye. Bu gerçeği tersine döndürebilmek için en az 2,1 oranında bir doğumun gerçekleşmesi lazım!
Avrupa hiçbir şekilde kendini yenileyemiyor.
2024’te sadece 3,55 milyon bebek doğdu! Bu, bir önceki yıla göre %3,3 azalma demek. İtalya, İspanya, Almanya gibi ülkelerde bu oran çok daha düşük. Nüfus 2026’da yaklaşık 453 milyonla zirve yapacak, ardından düşüş başlayacak. İstatistiklere göre birtakım göç planlamaları olmadığı takdirde 2100’e........