menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İslam hukukunun karakteristik özellikleri

12 1
11.01.2026

Av. Cihangir Yıldız (Hukukçu-Sosyolog)
cihangir.yildiz@hotmail.com

“Günümüzde İslam hukukunun tamamen cari olduğu ülke var mı?” sorusuna müspet cevap vermek pek mümkün değil. Olsa olsa İslam hukukunun uygulandığı iddiasının bulunduğu yerler vardır. Buralarda ise ya “ılımlı İslam” akımlarının etkisi ya da “radikal İslam” anlayışının tesiri görüldüğünden, günümüzde klasik ve hakiki manada İslam hukuk sisteminin uygulandığı ülke bulunmamaktadır denilebilir. Bu sebepledir ki “İslam ülkesi” diye tabir edilen ülkelerdeki hukuksuzluk ve kaos bitmemektedir. Bu sebeple, İslam hukuku, ülkeler düzeyinde uygulanmaktan ziyade imkânlar dâhilinde bireysel çapta tatbik edilebilir bir hâldedir.

Şöyle ki İslam hukuku; ibâdât, münâkehât, muâmelât ve ukûbât olmak üzere dört büyük kısma ayrılır. İbâdât; namaz, oruç, zekât, hac gibi ibadetlere dair hükümleri, münâkehât; evlenme, boşanma, nafaka gibi aile hukukuna dair hükümleri, muâmelât; borçlar ve ticaret hukuku gibi özel hukuk ilişkilerine dair hükümleri, ukûbât; ceza hukukuna ilişkin hükümleri ihtiva etmektedir.

İbâdât hükümleri şahsi tatbike müsait olduğu için serbestçe uygulanabilmektedir. Buna mukabil, ukûbât hükümleri ancak devlet eliyle uygulanabileceğinden tatbiki mümkün değildir. Muâmelât ve münâkehât hükümleri ise modern hukuk sisteminin emredici hükümlerine aykırı olmadığı, suç teşkil etmediği ve bir ihtilaf hâlinde mahkemeye müracaat edilemeyeceği bilindiği müddetçe kişiler arasında tatbik edilebilmektedir.

Bugün dünyanın büyük bir kısmında ve ülkemizde cari olan modern hukuk sistemi, Roma hukukuna dayanır. Roma hukuku, bazı yönleriyle Katolik hukukundan etkilenerek Batı hukuk sisteminin temelini atmıştır. Modern hukuk sistemleri, genellikle iki ana kategoriye ayrılmaktadır: Kıta Avrupası ve Anglosakson hukuk sistemi. Kıta Avrupası hukuk sistemi, kodifikasyon, yani mevzuat esasına dayanırken, Anglosakson hukuk sistemi içtihatlara, yani emsal kararlara dayanır.

Bu noktada, “İslam hukuk sistemini modern hukuk sisteminden ayıran özellikler nelerdir?” suali akla gelebilir. Biz bu yazımızda genel çerçevesi ile bu suale cevap vermeye gayret edeceğiz.

İSLÂM HUKUKUNUN MENŞEİ İLAHİDİR

Öncelikle, İslâm hukukunun menşei, ilahidir. En temel iki kaynak; kitap (Kur’ân-ı kerim) ve sünnettir. Bu kaynaklar, Allah’ın ve Resulünün iradesine dayandığından, İslam hukukunda, kanun koyucu, Allah ve Hazreti Peygamberidir. İslam hukukunun diğer iki ana kaynağı olan kıyas (yani, müctehid hukukçuların içtihatları) ve icma (yani, müctehidlerin söz birliği) da temelde insanoğlunun ilmî faaliyet ve gayretine bağlı ise de bu ilmi çalışmanın kaynağı insan iradesi değildir. Dolayısıyla, kıyas ve icmaya müteallik hükümler kitap ve sünnetten çıkarıldığı için yine ilahi menşeili sayılırlar. Zaten, bu dört ana kaynağa istinat eden sisteme “şer’i hukuk” denilir.

“Allah’ın yarattığı mahlukatı en iyi bilen” olduğu düşünüldüğünde, ilahi menşeili olmasının İslam hukukunun en güçlü yönü olduğu söylenebilir. Bununla birlikte, İslam hukuk sistemi, şer’i hukukun düzenlemediği alanlarda hükümdara (ulu’l-emr) da kural koyma yetkisi vermektedir. Şu kadar ki konulacak kurallar şer’i hukuka aykırı olamazlar. Hükümdarın........

© Türkiye