Akıl tutulması: Kendini inkâr |
Prof. Dr. Osman Kemal Kayra
Peki Osmanlı bakiyesinin din ile kesilmiş olan bağlarına iştiyakla yönelmesi bazılarını niçin rahatsız ediyor? Dînî değerler en büyük moral motivasyonudur. Hele dünyânın ateş çemberine döndüğü zamânımızda İslâmiyete o kadar çok ihtiyâcımız var ki. Ey din bigâneleri, hiç olmazsa lâik ve seküler Batı kadar bu İslâm’a tahammül edin.
Osmanlı târihinin son dönemi olmasına rağmen en bulanık ve en çok tartışılan bölümü 1908-1920 arasıdır. Şâşaalı bir târihin gölgesine terkedilmiş ve büyüklüğü altında kendisinin değil, Batı’nın ezildiği Osmanlı Devleti’ne, Batı’nın pozitif nitelemesi temsîliyle “Zincire Vurulmuş Prometheus”u uygulamaya çalıştılar.
Asıl Troya Destânı, Osmanlının Trakya’ya, dolayısıyla Avrupa’ya geçmesiyle başladı. İşte o zamandan sonra kendi destanları Batı’nın kâbusu oldu.
1700’lere kadar Avrupa bizi kendi destan karakterleri gibi tanıyıp dehşete kapıldı. Güçte bizi Herakles, Truva’nın yenilmez savaşçısı Aşil, akıl ve zekâsıyla Odysseus ve Zeus ve Perseus gibi gördü. Bu paranoya onlarda evham ve halüsinasyonlara sebep oldu. Hâlbuki biz onların uydurma destan karakterlerinden çok farklı, sâdece cihâda tutkun gâziler ordusu idik. Alpaslan, Osman Gâzî, Yıldırım, Fâtih, Yavuz, Kanûnî ve 4. Murad destan kahramânı değil, Alperen gâzî komutanlardı.
1700’lerin ortalarına kadar bu panik onları titretti. Osmanlı Batı’da adım adım yayıldıkça Avrupa’nın büyük ve küçük ülkeleri birbirleriyle zincirleme barikat oluşturmaya başladılar. Bu berâberliğin harcı ve temeli Lâtin-Katolik Kilise’siydi.
HAÇLI İTTİFÂKI DEVREDE
Üç din için kutsal olan Kudüs, Mûsevîler dışında bütün Hristiyanları birleştirdi. Hazreti Îsâ Filistin’in Batı Şeria sınırında yer alan ve Kudüs’ün yaklaşık 10 km güneyinde bulunan Beytüllahim’de (Bethlehem) doğmuştur. Dolayısıyla burası Hristiyanlar için “Cennetin Krallığı”dır. Buna dayalı olarak Katolikler çok geniş bir cephe ile Haçlı Seferleri’ni başlattılar. Bir merkebin üzerindeki râhip ve vâiz Piyer Lermit (Pierre l’Ermite) 11. yy. sonlarında halkı organize ederek ve cennet tapuları dağıtarak bir anda bütün Avrupa’nın bu din savaşına katılmasını sağladı. Hâşâ “Kutsal Baba” onları cennetin krallığının dünyâ merkezi olan Kudüs’e dâvet ediyordu. Malı, mülkü, hâneyi, evlâdı terk eden “cennet savaşçıları” bir kısmı yalın yapıldak, bir kısmı tam techîzât Avrupa’dan Kudüs yollarına düştüler.
Osmanlının Avrupa’ya adım atmasıyla kutsal topraklar aslında sâde Kudüs değil, bütün Avrupa’nın adı olan Kristendum (Hristiyan alanı) da devreye girdi.
Haçlı Savaşları kısa süreçli bağlantılı savaşlar zinciridir. İlki 1096-1099 yılları arasındaki en şiddetli çatışmalar dönemidir. Sonrasında ikinci büyük dalga 1147-1149 arasında yaşanmakla birlikte 1279’a kadar dokuzuncu dalga ile devâm etmiştir.
Avrupa Aslan Yürekli Rişar’ları ile ne kadar avunsa da Selâhaddîn Eyyûbî onlara gerçek aslan yüreklinin kim olduğunu göstermiştir.
14. YY İLE AVRUPA’DA KÂBUS BAŞLIYOR
Osmanlının Avrupa’daki ilk büyük savaşları 1380-1381 arasında Sırplarla yapılan Dubrovnika Muharebesi’dir. Ardından 1389’daki I. Kosova Savaşı’dır.
Aslına bakarsanız hedef, 1354 yılında Çimpe Kalesi’nin alınması ve Gelibolu’nun fethiyle, Oğuz Ata’nın attığı oklar lineer (hatt-ı müstakim) bir yükselişle Asya bozkırlarını geçip cihan hâkimiyetini Bozkurt tamgalı sancak altında birleştirmekti. Bu vakûr çocukların Anadolu’ya girişleri yeni ve kudsî bir aksiyonun başlangıcıydı. Deşt-i Kıpçak, Türkistan, Harezm, Mâverâünnehir ve Hristiyan diyârına girip i’lâ-yi kelimetullâh ateşini yakmanın ilk kıvılcımlarıydı. Artık yeni bir hedef açılmıştı: İslâm’ın vakar ve şuuru ile mücehhez Oğuz Ata’nın “Üç Ok ve Boz Okları” tek bir ok olup “Tevhîd Sancağını” dalgalandırmak için “câhidû fî sebîlillâh” emr-i ilâhîsine ittibâ ederek (uyarak) Türk-İslam Cihân Hâkimiyeti”ni mefkûre (ülkü) edindiler. Amaç küfür ve dalâlet mülkü Avrupa’yı hidâyet sancağına katmaktı.
Bizans, dolayısıyla Batı, Alpaslan’la nasıl bir tehlikenin karşısında olduğunu anlamıştı. Bu tehlike 1071’de önce kâbusa, 1453’te de dehşete dönüşmüştü.
YENİ FORMÜLLÜ HAÇLI SEFERLERİ
11. yy.da başlatılan Haçlı Seferleri zorluk karşısında Hristiyanların nasıl yek-vücûd olacaklarını göstermişti. Osmanlının Batı’yı sarsan nal sesleri ve güneşlerini........