We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

2001 krizi nasıl fırsata çevrildi?

6 2 1
26.09.2021

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Öğretim Üyesi

hayrettin.tuleykan@gop.edu.tr

2000 öncesi ülkemizde yaşanan yüksek kronik enflasyonun temelinde, iktisadi gerçeklerin çok ötesinde belirlenen veya ortaya çıkan bütçe açıkları yer almaktaydı. Bu açıklar sonucu hükûmetler ya para basmak ya da borç bulmak zorunda kalıyordu.

Türkiye ekonomisi 2001-2008 döneminde, 2001 sonrası yapılan reformlar ve istikrarlı siyasi atmosferle birlikte Turgut Özal’ın vefatı ile hasret kaldığı kalkınma iklimini yeniden yakaladı.

2001 sonrası yaşanan iktisadi başarıda mali disiplin merkezli reformların payı büyük.

Mali disiplin mali sistemimizin anahtar unsurlarından biridir. 2001 Ekonomik Krizi, ülkemizde yıkıcı olmakla birlikte, daha önceki dönemlerde halı altına süpürülen çok sayıda problemin gün yüzüne çıkmasını da beraberinde getirdi. Kriz aslında mali sistemimizde kronik hâle gelmiş aksaklıkların giderilmesi için etkili reform fırsatlarını da sundu. 2001 Krizi sonrası “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı”nda mali disiplini merkeze alan ve iktisadi-mali sistemimizi sağlam temeller üzerine oturtan bir dizi reform hayata geçirilmeye başlandı. Ülkemizin kriz sonrası dönemde ortaya koyduğu iktisadi başarısında bu mali disiplin merkezli reformların payı büyüktür.

MALİ DİSİPLİN NEDİR?

Mali disiplin en genel tanımı ile bütçe gelirleri ile bütçe giderlerinin birbirine denk olmasını ifade eder. Bütçe açığının çok küçük ve finanse edilebilir miktarlarda az olması anlamına gelir. Burada hedef kamu harcamalarının kontrol altına alınmasıdır. Bununla birlikte, kaynakların stratejik önceliklere göre tahsis edilmesi, harcama prosedürlerinin ve bütçe süreçlerinin etkin düzenlenmesi, idareler arası yetki ve kaynak paylaşımı konularını da içine alan geniş bir mali sahayı ilgilendirmektedir. Finansal denge, kamu açığı, kamu harcamaları gibi mali performansın bütün anahtar unsurlarını içine alır.

2000 öncesi ülkemizde yaşanan yüksek kronik enflasyonun temelinde, iktisadi gerçeklerin çok ötesinde belirlenen veya ortaya çıkan bütçe açıkları yer almaktaydı. Bu açıklar sonucu hükûmetler ya para basmak ya da borç bulmak zorunda kalıyordu. Öyle ki, siyasi istikrarsızlıklarla birlikte bu iki kalemde bu dönemde rekorlar kırıldı. Yüksek miktarlarda karşılıksız paralar basıldı ve yüksek miktarlarda iç ve dış borçlanmalara gidildi. Karşılıksız basılan paralar enflasyona sebep olurken, yüksek borçlanma oranları faizlerin yükselmesini besledi. Yüksek enflasyon ve yüksek faiz sarmalına giren ekonomi sık sık iktisadi krizler yaşamaya başladı. Ekonomi yönetilebilir olmaktan çıkarak günü kurtaran politikalar ile idare edilir hâle geldi.

90’LI YILLAR: DERİN KRİZLER DÖNEMİ

Türkiye ekonomisi 90’lı yıllar boyunca derin ekonomik krizlere (1991, 1994, 1996, 1998) maruz kalmıştır. Krizlerin sebepleri olarak bütçe açıklarına bağlı kronik yüksek enflasyon, mali sistemde var olan yapısal sorunlar, tasarruf yetersizliği ve dengesiz büyüme performansı, siyasal istikrarsızlık ve bunların sonucunda sürdürülemez boyutlara ulaşmış iç borç dinamikleri gösterilmektedir.

Maastricht Kriterlerine göre kamu kesimi borçlanma gereğinin GSYİH’ya (Gayri safi yurt içi hasıla) oranı yüzde 3’ü ve kamu borç stokunun GSYİH’ya oranının yüzde 60’ı geçmemesi, mali disiplin açısından önemli bir gösterge olarak kabul edilmektedir. “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı” çerçevesinde GSYİH’nin %6,5’i oranında faiz dışı fazla verilmesi mali disiplinin bir göstergesi olarak görülmüştür.

2001 KRİZİ ÖNCESİ MALİ SİSTEMİN GENEL GÖRÜNÜMÜ

Kamu sektörü gelirlerini ve harcamalarını bütçe aracığıyla gerçekleştirmektedir. Bütçeler kamu otoritesinin bir yıllık zaman diliminde gelir........

© Türkiye


Get it on Google Play