Bir yağmur duası araştırması, ön yargı ve yobazlık |
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), her sene 76 başlıkta binlerce kişiye destek veriyor. Ar-Ge laboratuvarı kurmaktan yeşil dönüşüme, mükemmeliyet merkezi inşa etmekten, yapay zekâ ekosistemini güçlendirmeye kadar birçok alanda kaynak sağlıyor. Araştırmacıları uluslararası projelerle Çin’den Japonya’ya kadar uzanan küresel bir ağa dâhil ediyor.
Uludağ Üniversitesi'nden Doç. Dr. Öznur Özdemir'in hazırladığı proje, TÜBİTAK tarafından desteklenmeye hak kazanan dosyalardan biri olmuş.
Özdemir’in çalışmasının başlığı şu: İslam tarihinde katılımlı dua örneği olarak yağmur dualarının eko-teolojik analizi.
Destek veren TÜBİTAK, çalışmayı yapan başörtülü, konusu dua, bütçesi 3 milyon lira olunca sosyal medya yıkıldı.
Muhalefet gazeteleri "TÜBİTAK yağmur duası araştırmasına 3 milyon lira ayırdı", "TÜBİTAK bilimi: Yağmur duası", "Bilimin ağzı açık kaldı" "Olay Züğürt Ağa filmindeki yağmur duasını hatırlattı" gibi hedef gösteren haberlere imza attı. Bazı mecralar daha önce kurum tarafından reddedilip dünyada derece alan projeleri hatırlattı. CHP'den de "Laboratuvara kaynak bulamayıp yağmur duasına milyon ayırıyorlar" eleştirisi geldi.
Araştırmanın başlığında yer alan "dua" kelimesinden hareketle dalga geçenler ve küçümseyenler oldu. Oysa ortada alay edilecek bir şey yoktu.
Elbette kurumun destekleri ve iltimas ihtimalleri sorgulanmalı, varsa yapılan yanlışlar ortaya dökülmeli. Ancak bu ön yargı, din ve dine dair şeylere alerji refleksiyle değil somut veri ve hakkaniyet çerçevesinde olmalı.
Araştırmayı yapan akademisyen, Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih bölümü hocası. Araştırma 'dua ile yağmur yağdırma' çalışması değil. Kültürümüzde önemli bir yeri olan yağmur duasının tarihî, sosyolojik ve antropolojik geçmişine dair bir sorgulama.
Kimilerinin aklına TÜBİTAK denilince deney geliyor olabilir. Ama kurum, sosyal bilimlere de kaynak sağlıyor. Ayrıca söz konusu proje Avrupa Birliği destekliymiş ve uluslararasıymış. COST programı çerçevesinde 41 ülkeden araştırmacılar ağı kurulmuş. Türkiye önceki sene 324 proje ile programa dâhil olmuş. 786'sı kadın, 580’i genç olmak üzere 1.421 araştırmacı proje geliştirmiş. Çalışmaların yüzde 40'tan fazlası kanserle mücadele, iklim değişikliği ve akıllı şehirler üzerine yapılmış. Kırsal gençlik sorunları, göçmen kadınlar, yaşlı dostu ortamlar, dinî geleneklerin hayvan algısına etkisi, dinî inançların ekosistem dengesini koruma çabası gibi başlıklarda sosyal bilimler alanında da projeler yürütülmüş...
Muhalefet gazetelerinin hedef gösterip dalga geçtiği çalışma, Avrupa için biçilmiş kaftan.
Merakımı celbetti araştırdım. Daha evvel bu konuda Ankara ve Erzincan üniversitelerinde yüksek lisans tezleri yazılmış. Araştırmacılar saha çalışmasında çok çarpıcı bilgilere ulaşmış.
Mesela avuçları aşağı çevirerek, namaz kılmak, hutbe okumak, ayakta toplu dua etmek, sadaka vermek ve yemek vermek bilinen yağmur duası ritüelleridir.
Bunun dışında Anadolu'da okunmuş taşların suya bırakılması, kıyafetleri ters giydirme gibi âdet varmış.
Yani Avrupa'nın en prestijli projeleri ile ortak yürütülen bir çalışmayı, sırf içindeki dinî ögeler sebebiyle 'bilim dışı' ilan etmek ancak bizim ülkede yaşanabilecek bir olay. Küçüklükten itibaren zihinlere kazınan pozitivist temelli bu sakat bakış açısının sebebinin ne olduğunu gayet iyi biliyoruz. Burada mesele yağmurun nasıl yağdığı değil, insanın doğayla kurduğu kadim bağın tarihsel seyri. Bir tarihçinin bunu araştırmasından daha tabii ne olabilir? Bu gerçeği görmezden gelip sadece anahtar kelimeler üzerinden fırtına koparmak, ancak o meşhur cahilliğe ve yobazlığa hizmet eder.
Alman Spiegel dergisi...
Almanya'da 14 yaş altına gelen sosyal medya düzenlemesiyle ilgili şubat ayında şu başlığı atmış: Nihayet geliyor mu?
Aynı Alman dergisi Türkiye'de 15 yaş altına sosyal medya kısıtlaması getirilince şu başlığı kullandı: Türk parlamentosu tartışmalı sosyal medya yasağına oy verdi!
Onda makbul olan, bize gelince tu taka edilecek şey. Var mı böyle bir dünya.
Hans'ın Türk’e bakış açısı da kafası da bu.
Bozacının şahidi ‘Oda’cı
CHP Gaziantep İl Başkanı Vakkas Acar, 23 Nisan törenlerinde mehter konseri veren ilkokul çocuklarına sırtını döndü. Çocuk gibi. Bir de kamera karşısına geçip saray kültürünü hatırlatıyor diye mehteri protesto ettiğini söyledi. Hâliyle büyük tepki geldi. Biz de manşete taşıdık. Baktı pabuç pahalı, 24 saat geçmeden çark etti. Kimi mecralar manşetimizi gösterip "Onlar mehter krizi dedi ama gerçek ne çıktı" diyerek Acar'ı korumaya çalıştı. Acar’ın açıklaması ortadayken... Ne diyelim… Bozacının şahidi ‘Oda’cı...
Fatih Selek'in önceki yazıları...