Taksim’i yasaklamak mı, yönetmek mi?
Türkiye’de 1 Mayıs kutlamaları ile Taksim Meydanı arasındaki ilişki, ilginç bir tartışma konusu. Taksim, sol, sosyalist ve sendikal hareketler açısından sembolik bir anlam taşımakta. Bu anlamın önemli kaynaklarından biri, 1 Mayıs 1977’de yaşanan ve 30’dan fazla insanın hayatını kaybetmesine yol açan facia. O gün Taksim’de meydana gelen olaylarda 34 kişinin öldüğü ve yüzlerce kişinin yaralandığı bilinmekte. Bu tarihî hafıza, meydanı bazılarının gözünde bir kutlama alanı olmaktan öteye taşıdı ve bir tür siyasal -hatta kutsal- bir sembol hâline getirdi. Buna bir de 2013’te vuku bulan ve yaklaşık iki hafta süren Gezi isyanlarının hafızası eklendi...
Hükûmetin Taksim konusunda gösterdiği hassasiyette bu iki olayın tesiri olduğu söylenebilir. 1977’nin kanlı mirası güvenlik endişesini, Gezi isyanları ise Taksim’in kısa sürede geniş çaplı siyasal isyan hareketlerinin merkezi hâline gelebileceği kaygısını beslemekte. Bu bakımdan hükûmetin endişesini bütünüyle anlamsız saymak doğru olmaz.
Ne var ki, endişenin anlaşılır olması, alınan tedbirlerin ille de doğru olduğu anlamına gelmez. Taksim’in her yıl 1 Mayıs kutlamalarına kapatılması, zamanla güvenlik tedbiri olmaktan çıkıp katı bir yasak görüntüsü kazandı. Bu da radikal sol grupların Taksim........
