Realizm mi Hukuk mu?
ABD’nin Danimarka’ya Dayattığı Emperyal Güç Siyasetine Karşı Anti-Emperyalist Çerçeve
Sefa Yürükel
Grönland tartışmasının özü, aslında yüz yılı aşkın süredir süren temel bir çatışmaya dayanır: uluslararası ilişkiler realizmle mi, hukukla mı yürütülecek? ABD iç siyasetinde Grönland’ı “stratejik gereklilik” olarak gören yaklaşım, açık biçimde realist güç siyaseti geleneğine dayanır [1][2]. Bu gelenekte devletler eşit değildir; güçlü olan belirler, zayıf olan uyum sağlar. Hukuk, ancak güçle örtüştüğü sürece anlamlıdır. Anti-emperyalist bakış açısı ise tam burada devreye girer.
Realizmin Açmazı: Güç Hak Doğurmaz
Klasik realizm, dünyayı ahlaki ya da hukuki normlarla değil; çıkarlar, güç dengeleri ve caydırıcılık üzerinden okur [1][2][6]. ABD’nin Grönland söylemi bu bakışın tipik ürünüdür:
• Bölge stratejik mi? → Evet
• Rakipler var mı? → Evet
• O hâlde kontrol edilmeli mi? → Evet
Bu mantıkta Danimarka’nın egemenliği ikincildir, Grönland halkının iradesi tali bir detaydır. Çünkü realizm için asıl mesele “kim kontrol ediyor?” sorusudur, “kimin hakkı var?” değil. Eğer güç hak doğuruyorsa, uluslararası hukuk bir aldatmacadan ibarettir [3][4]. O zaman sınırlar, antlaşmalar, BM, NATO ve egemenlik kavramı yalnızca zayıfları oyalayan bir söylem hâline gelir.
Hukuk Temelli Düzen: Emperyalizmin Panzehiri
Anti-emperyalist teori, uluslararası........
