CHP: Atatürk’ün Partisinden Küresel Proje Muhalefetine |
Türkiye siyasetinde en çok “umut” kelimesini kullanan yapı, paradoksal biçimde en sistematik umut istismarı yapan yapı hâline gelmiştir: CHP. Bu bir iddia değil, uzun süredir gözlemlenen siyasal pratiğin zorunlu sonucudur. Bugünkü CHP yönetimi; halktan güç alan, bağımsızlıkçı bir çizginin değil, küresel merkezlerin onayına dayalı bir muhalefet mühendisliğinin ürünüdür.
Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi, “tam bağımsızlık” ilkesini yalnızca bir dış politika tercihi değil, devletin varlık şartı olarak görüyordu. Bugün ise CHP yönetimi, bağımsızlığı değil “uyumluluğu”, halkçılığı değil “algı yönetimini”, devrimciliği değil “küresel meşruiyet arayışını” esas almaktadır. Bu kırılma ideolojik değil, yapısaldır.
ABD Yedeğinde Bir Muhalefet Modeli
CHP’nin bugünkü konumu, klasik bir muhalefet pozisyonu değildir. Parti, ABD’nin ve Batı merkezli güç odaklarının Türkiye için öngördüğü “kontrollü değişim” senaryolarında yedekte tutulan siyasal araçlardan biri hâline gelmiştir. Bu durum gizli kapaklı değil; kullanılan dilde, kurulan temaslarda ve verilen mesajlarda açıkça görülmektedir.
Demokrasi, insan hakları ve hukuk söylemleri; evrensel değerler olmaktan çıkarılıp seçici ve araçsal bir biçimde kullanılmaktadır. Aynı CHP, Batı’nın çıkarlarıyla örtüşmeyen konularda sessiz kalırken; bu çıkarlarla uyumlu her başlıkta son derece yüksek perdeden konuşmaktadır. Bu tutarlılık değil, bağımlılık göstergesidir.
İmamoğlu Üzerinden İnşa Edilen “Son Umut” Kurgusu
Ekrem İmamoğlu figürü, CHP açısından bir belediye başkanından çok daha fazlası olarak konumlandırılmaktadır. CHP yönetimi, İmamoğlu’nu halktan........