Amerikan Emperyalizmi, Trump–ICE Rejimi ve Devletin Hegemonik Mantığı:Bir Gramsci–Althusser Okuması |
Gramsci’nin hegemonya kavramı, iktidarın yalnızca zorlayıcı aygıtlarla değil, toplumsal rızanın üretimi yoluyla sürdürüldüğünü hatırlatır. Bu çerçevede Amerikan emperyalizminin iç politikaları, dışarıya yönelik müdahaleler kadar belirleyici bir işlev taşır. Trump dönemi, hegemonik dengeyi yeniden kurma çabasının bir “temizlenmiş” formu olarak okunabilir: Karmaşık neoliberal söylemlerin yerini kaba ve doğrudan bir ideolojik kodlama almıştır; “biz ve onlar” ayrımı, sınıfsal tahakkümün görünmezleştirilmesinin güncel aracıdır.
Althusser’in devletin baskı ve ideolojik aygıtları ayırımı burada kritik bir analitik çerçeve sunar. ICE, yalnızca bir baskı aygıtı değil; hukuki söylem ve ulusal güvenlik retoriği ile güçlendirilmiş bir ideolojik aygıt işlevi görür. Göçmenlerin disipline edilmesi, devletin sınıfsal hedeflerini meşrulaştıran ideolojik çerçevenin içinde sunulur: Ne var ki, ideolojik aygıtların öngördüğü rıza, Trump–ICE döneminde giderek kırılgan hâle........