Amerikan Emperyalizmi, Devlet Aygıtları ve Trump–ICE Rejimi:Merkezde Otoriterleşme ve Sınıf Disiplini Üzerine Notlar

Marksist literatürde emperyalizm, yalnızca dış politika tercihleriyle sınırlı bir olgu olarak değil, sermaye birikiminin belirli bir tarihsel aşaması olarak ele alınır. Lenin’in klasik tanımı, sermayenin yoğunlaşması, finans kapitalin egemenliği ve devlet aygıtının bu sürecin siyasal garantörü hâline gelmesi üzerine kuruludur. Bu çerçeveden bakıldığında Amerika Birleşik Devletleri, emperyalizmin hem küresel ölçekteki başat öznesi hem de bu yapının iç çelişkilerinin en görünür hâle geldiği merkezdir.

Trump dönemi, bu iç çelişkilerin yeni bir nitelik kazanmasından ziyade, daha önce liberal söylemle örtülmüş olan sınıf tahakkümünün açık biçimde ifadesi olarak okunmalıdır. Burada söz konusu olan bir “sapma” değil, Althusser’in deyimiyle devletin baskı aygıtlarının ideolojik aygıtlarla olan dengesinin yeniden düzenlenmesidir. ICE’nin kurumsal genişlemesi ve normalleştirilmesi, bu yeniden düzenlemenin pratik karşılığıdır.

Göç rejimi, bu bağlamda yalnızca sınır politikası değildir; emek piyasasının disipline edilmesinin merkezi bir aracıdır. Marx’ın yedek sanayi ordusu kavramı, günümüzde göçmen emeğin güvencesizleştirilmesiyle yeniden işlevselleştirilmiştir. ICE, bu ordunun sürekli kırılgan tutulmasını sağlayan idari........

© Turkish Forum