ABD Tarafından Grönland’ın Muhtemel İşgali Kabul Edilemez: Danimarka’nın Meşru Hak ve Yetkileri |
Danimarka açısından Grönland’a yönelik her türlü ilhak, devralma ya da fiili baskı girişimi işgal anlamına gelir ve uluslararası hukukta hiçbir meşruiyeti yoktur. Bir devletin egemen toprakları, müttefiklik ilişkileri ya da “stratejik çıkarlar” gerekçesiyle tartışmaya açılamaz.
Bu noktada Danimarka, uluslararası hukukun tanıdığı tüm meşru hak ve araçları kullanma yetkisine sahiptir. Birleşmiş Milletler Şartı, devletlere egemenliklerini ve toprak bütünlüklerini koruma hakkı tanır. Bu hak; diplomatik girişimleri, ekonomik karşı önlemleri, uluslararası hukuk yollarını ve küresel kamuoyunu harekete geçirmeyi kapsar.
Özellikle altı çizilmelidir ki; herhangi bir dayatma, baskı ya da zor yoluyla gerçekleşecek “devralma” süreci, yalnızca Danimarka’ya değil, uluslararası düzenin tamamına yönelik bir saldırıdır. Böyle bir durumda sessizlik barış değil, hukuksuzluğun normalleşmesi anlamına gelir.
Danimarka devleti ve Grönland halkı, egemenliklerine yönelen bu tür girişimleri açıkça reddetmek, işgali asla kabul etmeyeceklerini ilan etmek ve bu tutumu uluslararası platformlarda kararlılıkla savunmak zorundadır. Bu yalnızca bir ulusal çıkar meselesi değil; halkların kendi kaderini tayin hakkının korunması meselesidir.
İşgal meşru değildir.
Baskı meşru değildir.
Toprakların pazarlık konusu yapılması kabul edilemez.
İşgal Hukuksuzdur, Egemenlik Tartışılamaz
Grönland’a yönelik her türlü zorlayıcı girişim, ilhak tehdidi veya fiili dayatma, Danimarka’nın egemenliğine açık bir saldırı ve uluslararası hukuk bakımından işgal teşebbüsüdür. İşgal, hangi gerekçeyle ve kim tarafından yapılırsa yapılsın, meşru değildir ve kabul edilemez.
Birleşmiş Milletler Şartı, devletlerin toprak bütünlüğünü ve siyasal bağımsızlığını açık biçimde koruma altına alır. Danimarka, bu çerçevede egemenliğini savunma hakkına sahiptir ve bu hak pazarlık konusu yapılamaz. Hiçbir müttefiklik ilişkisi, hiçbir stratejik çıkar iddiası, bir ülkenin toprakları üzerinde zorlayıcı tasarruf hakkı doğurmaz.
Bu nedenle Danimarka’nın pozisyonu nettir:
Grönland’ın statüsü, dış baskılarla değil, hukuk ve halk iradesiyle belirlenir. Zor kullanma tehdidi içeren her yaklaşım, uluslararası düzeni hedef alan bir hukuksuzluktur ve reddedilmelidir.
Devletlerin egemenliğini koruma hakkı, saldırganlığı değil; hukukun üstünlüğünü, caydırıcılığı ve meşruiyeti esas alır. İşgal tehdidine karşı sessizlik değil, açık ve kararlı bir duruş gerekir.
İşgal normalleştirilemez.
Egemenlik devredilemez.
Topraklar pazarlık masasına sürülemez.
Uluslararası Hukukta Meşru Müdafaa Hakkı
Bir devletin topraklarına yönelik fiilî bir işgal, uluslararası hukuka göre en ağır ihlallerden biridir. Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi açık ve tartışmasızdır: Silahlı bir saldırı gerçekleştiği takdirde, saldırıya uğrayan devletin bireysel veya kolektif meşru müdafaa hakkı doğar. Bu hak, BM Güvenlik Konseyi gerekli önlemleri alana kadar geçerlidir ve uluslararası hukuk tarafından tanınır.
Dolayısıyla Danimarka topraklarının — Grönland dâhil — herhangi bir devlet tarafından zor kullanılarak işgal edilmesi halinde, bu durum hukuken saldırı sayılır. Böyle bir senaryoda Danimarka’nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunma hakkının varlığı, bir siyasi tercih değil, BM sisteminin kabul ettiği bir hukuki gerçekliktir.
Burada belirleyici olan husus şudur:
Meşru müdafaa, saldırganlık değildir.
Meşru müdafaa, işgali kabul etmemektir.
Meşru müdafaa, egemenliğin zorla ortadan kaldırılmasına karşı hukukun tanıdığı bir haktır.
Bu çerçevede, herhangi bir işgal girişimi yalnızca Danimarka’ya değil, Birleşmiş Milletler düzenine ve uluslararası hukukun temel ilkelerine yönelik bir ihlal anlamına gelir. Böyle bir ihlal karşısında sorumluluk, yalnızca saldırıya uğrayan devlete değil, uluslararası topluma da düşer.
Bağımsızlık, Meşru Müdafaa ve Toplumsal İrade
Danimarka’nın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü tartışmaya açık değildir. Grönland ve Faroe Adaları dâhil olmak üzere Danimarka Krallığı’nın herhangi bir parçasına yönelik zorlayıcı bir müdahale, uluslararası hukuk bakımından saldırı ve işgal teşebbüsü anlamına gelir.
Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi uyarınca, bir devlet silahlı saldırıya uğradığında meşru müdafaa hakkı doğar. Bu hak, saldırganlığı teşvik eden değil; egemenliği ortadan kaldırmaya yönelik hukuksuz fiillere karşı devletin varlığını koruma yetkisini tanımlayan temel bir hukuk normudur. Meşru müdafaa, işgali kabul etmemektir; hukukun tanıdığı sınırlar içinde egemenliği savunmaktır.
Bu bağlamda Danimarka’nın pozisyonu açıktır:
Toprakları pazarlık konusu yapılamaz.
Egemenlik devredilemez.
Zor kullanma tehdidi meşruiyet doğurmaz.
Ancak bu mesele yalnızca hükümetlerin ya da diplomatların meselesi değildir. Danimarka toplumu — Danimarkalılar, Grönland halkı ve Faroe Adaları’nda yaşayan yurttaşlar — egemenlik ve bağımsızlık konusunda ortak bir iradeye sahiptir. Bu irade; hukuki mücadeleyle, diplomatik baskıyla, ekonomik karşı önlemlerle ve uluslararası kamuoyunu harekete geçiren meşru toplumsal duruşla ortaya konur.
Toplumsal birlik, meşruiyetin temelidir.
Hukuk, direncin zeminidir.
Uluslararası dayanışma, caydırıcılığın anahtarıdır.
Danimarka’nın bağımsızlığını koruma kararlılığı,........