ABD İç Siyasetinde Grönland Söyleminin Arka Planı |
Emperyal Gelenek, Monroe Doktrini ve Arktik Rekabet
Grönland’a yönelik ABD kaynaklı söylemler, ani çıkışlar ya da “uçuk fikirler” değildir. Aksine, Amerikan siyasal kültürünün derinlerine işlemiş emperyal reflekslerin güncel bir yansımasıdır. Bu refleksleri anlamadan Grönland meselesini doğru okumak mümkün değildir.
Amerikan Emperyal Geleneği: “Genişleme” Normaldir
ABD, kendisini hiçbir zaman klasik bir sömürge imparatorluğu olarak tanımlamadı. Bunun yerine “genişleme”, “öncü ruh”, “kaçınılmaz kader” gibi kavramlarla toprak büyütmeyi ve etki alanı genişletmeyi meşrulaştırdı.
• Louisiana Satın Alması
• Florida’nın devralınması
• Alaska’nın Rusya’dan satın alınması
• Hawaii’nin ilhakı
Tüm bu örnekler, ABD siyasal hafızasında “toprak almak ayıp değil, akıllıca iştir” algısını besledi. Grönland söylemi, bu tarihsel çizginin devamıdır. Fark şu ki: 19. yüzyılda bu tür adımlar zayıf imparatorluklar pahasına atılıyordu; bugün ise egemen, demokratik ve müttefik bir devlete karşı dillendiriliyor.
Bu durum, emperyal zihniyetin değişmediğini; yalnızca koşulların değiştiğini gösteriyor.
Monroe Doktrini’nin Güncellenmiş Versiyonu
1823 tarihli Monroe Doktrini’nin özeti........