menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SUÇ KİMDE?

11 0
14.01.2026

Yazıma bir Nasrettin Hoca fıkrasıyla başlamak istiyorum:

Nasrettin Hoca’nın evine hırsız girer ve ‘yükte hafif, pahada ağır’ neyi varsa alır, götürür. Üzüntülerini bildirmeye gelen komşuları, “kapını sağlam kilitlemeliydin, değerli eşyalarını ortada bırakmamalıydın” gibi sözlerle eleştiri yağmuruna başlayınca, Hoca dayanamaz, “tamam komşular, ben hatalıyım da “hırsızın hiç mi suçu yok?” der!..

ABD’nin, bu kez Venezüella’da haydutluk yapması üzerine, doğal olarak herkes emperyalizmi lanetlemeye başladı!..

Şeytanın avukatlığı” denen bir şey var ya!..

İşte ben onu yapmak istiyorum ve Nasrettin Hoca’nın fıkrasını tersyüz edip, “tamam! Haydudu lanetleyelim. Ama ev sahibinin hiç mi suçu yok?” der gibi; “emperyalistlerin haydutluk yapmasını kolaylaştıran/ onlara haydutluk yapma fırsatı veren/ ortam hazırlayan ülkelerin hiç mi suçu yok?” Demek istiyorum!..

**

Eğer bir mahallede hırsızlık olayları yaygınlaşırsa, ne yapmak gerekir?

Kapıları, pencereleri sıkı kilitlemek gibi bireysel önlemler önemlidir. Ama ondan daha önemlisi mahalle dayanışmasının sağlanmasıdır. Yani ortak (kolektif) önlemler almaktır…

Eğer komşular, birbirlerinin evlerini kendi evleri gibi gözetir, kuşkulu birini gördüklerinde mahalleyi ayağa kaldıracak olurlarsa, hırsızlar o mahalleden hemen uzaklaşırlar…

Tersine, kıskançlık ya da kişisel sürtüşmeler nedeniyle komşular, sevmediklerinin evini soymaya çalışanlara sessiz kalır, hatta yardım ederlerse, o mahalle hırsızlar için cennet olur

***

Bu bakımdan emperyalist haydutluğa karşı yapılacak ilk iş, özelde komşu ülkelerin, genelde tüm mazlum ulusların dayanışma içinde olmalardır…

Ne yazık ki mazlum uluslar bu bilinçten yoksundurlar. Böyle olduğu için aldatılarak ya da yöneticileri emperyalist ülkeler tarafından satın alınarak kullanılmakta ve sonuçta emperyalistler kolaylıkla sömürüyü sürdürmekte, sömürüye karşı çıkanlara da haydutluk yapmaktadırlar…

Bizden çok uzak olduğu için Venezüella ve Latin Amerika örneğini, Monreo Doktrini’ni vs. bir kenara bırakıp, günümüzde/ gözümüzün önünde yaşandığı için, sıradan insanların bile bir şeyler bildiği, kendi komşularımız, Irak, Suriye ve İran örnekleri üzerinden konuyu işlemek istiyorum…

Irak ve Suriye emperyalist haydutluğa maruz kalmış ve parçalanmışlardır. İran ise sürekli tehdit altındadır.

Üç ülkede de demokrasi yoktur ve diktatörler tarafından yönetilmekte, daha yumuşak deyimle söyleyecek olursak otoriter yönetim altındadırlar…

Diktatörler, genelde megaloman oldukları için bir şey öğrenme gereksinimi duymazlar. Bu nedenle tarih bilincinden ve dolaysıyla ulusal bilinçten yoksun, bilgisiz, birikimsiz, bağnaz, zekâları da uzağı görmeyi bırakın önlerini göremeyecek düzeyde olduğu için, satın alınabilmekte ya da kolaylıkla aldatılmakta ve kullanılabilmektedirler.

***

Komşumuz Irak’ın lideri Saddam, tipik bir megalomandı ve emperyalistler tarafından kullanılarak, önce komşusu İran’a saldırtıldı.

Irak- İran savaşı 8 yıl sürdü. Çünkü emperyalistler iki tarafın da savaşı kazanmasını istemiyor; yıpranmalarını, güçlerini yitirmelerini ve bu arada onlara silah satmak istiyorlardı…

Savaş sırasında Batı medyası sürekli Saddam’a övgüler diziyor ve onu halk kahramanı gibi gösteriyordu!..

Sıra, savaştan sonra verecekleri yeni rol gereği, Saddam’ı........

© Turkish Forum