Kırmızı Pazartesi, herkesin bildiği cinayet

Aslında bu cinayet ile ilk elden bilgi sahibiyim.
Son sözümü başta belirteyim.
Bu cinayet aslında HERKESİN BİLDİĞİ BİR CİNAYET idi.
Tıpkı Kırmızı Pazartesi romanında olduğu gibi.
Cinayet 18 Aralık 2002 tarihinde işlenmiştir.
Dönem 57. Türkiye Hükûmeti, V. Ecevit Hükûmeti veya ANASOL-M Hükûmeti, 28 Mayıs 1999 – 18 Kasım 2002 hükumetinin dağılmasından hemen sonrasına denk düşer.
Çok ortaklı Demokratik Sol Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve Anavatan Partisi hükumetinde devlet katında mutlak bir hakimiyet yoktu.

Ancak kesin olan devlet içinde örgütlenen Fettullahçı yapı artık çok güçlüydü.
Zaten AKP iktidara gelince de 0 stratejisini hemen başlattılar.
Yani kendileri dışında kalan herkesi devlet aygıtından elimine edeceklerdi.
SON DÜZLÜK KOŞUSU henüz başlamamıştı.

Doğal olarak devlet ricali Fetullahçıların gücünü artık anlamıştı, askerlerce yapılan bütün girişimler başarısız olmuş ve artık belirli bir teslimiyet ve korku ortamı başlamıştı.

Malum bir MOSSAD-CIA öğrencisi olan Fettulahçılar bugün bile tekrar tekrar örneklerini gördüğümüz şeyleri yaptı.

Neydi bu gerekler, kasetleme, dosyalama, resimleme, tapelemeler.
Örneğin, fişlerken kadına zaafı olanlara kadın gönderildi, videoya alındı.
Türkiye’de hangi ideolojik görüşten olursa olsun erkek milletinin zaten genel olarak kadınlara bir zaafı vardır.
Çok kolay oldu.
Örneğin, fişlemede paraya zaafı var diye bir not mu var.
Ona rüşvet, irtikap, zimmet, yolsuzluk, usulsüzlük suçları işletildi.
Diyelim fişleme notunda kariyer ihtirası var diye bir not mu var?
Ona terfi vaatleri verildi, kandırıldı.

Cep telefonları o günlerden bugünlere en güçlü silah oldu.
Videolar, ortam dinlemeleri yapıldı.

Veeee bu bilgiler, belgeler, kayıtlar asla savcılıklara iletilmedi.
Onun yerine fişlenen kişiye varlıkları gösterildi.

Ve böylece devlet aygıtının azınlığına hakim olan bu cemaat kadrosu devlet aygıtının tamamını dizleri üzerine çökertmişti.

Necip Hablemitoğlunu hakkındaki aşağıdaki makalede yazdığı kitaplar, kurcaladığı işler listelenmiş.
Aynen doğrudur.
Ancak ölümüne sebep olan esas konu Fettullah Gülen cemaatine ilişkin bir kitap yazma hazırlıklarıydı.
Birkaç kez kendisine uyarı gönderildi, tehdit edildi.
Ama Necip Hablemitoğlu dinlemedi, devam etti.

Ve Fettullahçılar onun hakkında ölüm kararını aldılar.
Ancak bilmelisiniz ki, hakkında alınan ölüm fermanı öyle gizli saklı değildi.
Dönemin tepedeki bütün devlet ricalinin haberi vardı.
Kimileri korkusundan, kimileri dosyalı olduğundan, kimileri kasetli olduğundan, kimileri tapelenmiş olduğundan vb. durumu yalnızca izledi.
İşte bu nedenle HERKESİN BİLDİĞİ BİR CİNAYETTİR diyoruz.

O dönemin Emniyet Genel Müdürü, MIT müsteşarı, büyük olasılıkla diğer kamu kurum ve kuruluşlarının en tepelerinde bulunanlar gelişmelerden haberdardı.
Vee koca devlet aygıtı gözleri önünde işlenen bir cinayeti ancak izleyebildi.
Kimse suç duyurusu yapmadı, kimse soruşturma açmadı, kimse basına açıklama yapmadı.

Cinayeti işlemek için belirli bir devlet kurumundan(!) hileli işlerle 400 bin........

© Turkish Forum