We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

MİLLÎ DİL VE RUS SİYASETİ

1 0 0
21.08.2021

MİLLÎ DİL ve RUS SİYASETİ

İnsanın çocukken ailesinden ve soyca bağlı olduğu topluluktan öğrendiği dile ana dil denir. Dil milleti birleştiren, millî kültürü oluşturan ve millî edebiyatı geliştiren unsurdur. Dil bir milletin kimliği, ses bayrağıdır. Bir milletin dili olmazsa milletin hayat pınarı kurur, sesi kesilir. Ayrıca o milletin ne edebiyatı ne de kültürü kalır.

Rusya Anayasası’nda yapılan değişiklik sonrasında Rus olmayan milletler yok olma, ölü diller listesine girme tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Çalışmada, Rusya’daki dillerin geçmişini inceleyerek bugünlere nasıl gelindiğini ve bunun nasıl bir sonuçlar doğurabileceğini inceleyeceğiz.

Kazan Tatarları köklü bir geçmişi, zengin kültürü ve sanat değeri taşıyan edebî eserleri olan bir millettir. 1552 yılında Kazan Hanlığı Ruslar tarafından işgal edildikten sonra Kazan Tatarları Rus esaretinin altına girmiştir. Ruslar, Kazan Tatarlarının topraklarını işgal etmekle yetinmeyip Tatarları Hıristiyanlaştırma yoluyla Ruslaştırma siyaseti yürütmüştür. Zorla Hıristiyanlaştırma bilhassa XVIII. yüzyılda doruk noktasına ulaşmıştır. 1740 yılında Çariçe Anna İvanovna’nın vefatından sonra tahta Deli Petro’nun kızı Yelizaveta (1709 -1762) çıkmıştır. Yelizaveta Petrovna, Hıristiyanlığı kabul etmek istemeyenlere o güne kadar uygulanan idam cezasını kaldırmış, onun yerine dil ve burun kesme cezasını getirmiştir.

Tarihçilere göre, Yelizaveta Petrovna’nın idare ettiği 20 yıllık süre içerisinde Rusya nüfusunun yarısı “dilsiz” kalmıştır. (Kurban 2014: 270). Hıristiyanlığı seçen Tatarlara büyük kolaylıklar vaat eden çariçe “Ey, Tatarlar! Siz ancak Hıristiyan dinini kabul ettiğinizde mutlu olacaksınız, sizin için kurtuluş yolu, hayatta kalmanın yegâne yolu – vaftiz olup Hıristiyan olmaktadır”,diye bölge halkına seslenmiştir.

Ancak bölgedeki Türkler dillerini, dinlerini ve kültürlerini korumak için mücadelelerini sürdürmüştür. Çarlık Rusya’sının zorla Hıristiyanlaştırma yoluyla Ruslaştırma siyasetinden usanan Kazan Tatarları 1917 Şubat ve Ekim Devrimlerini büyük bir heyecanla karşılamış, Bolşeviklerin iktidara gelişini Rus zulmünden kurtuluş olarak görmüştür. Çok zaman geçmeden Bolşeviklerin gerçek yüzü de ortaya çıkmış, bu vesileyle Tatarlar sadece rejimin değiştiğini anlamıştır. Sovyetlerin amacı Rus dilli tek tip insan yaratmak olmuştur.

Çarlık Rusya’sı döneminde Arap alfabesini kullanan Kazan Tatarları, Bolşevikler iktidara geldikten sonra önce Latin alfabesine daha sonra Kiril’e geçmiştir. Alfabenin değişmesi geçmişi silip yok etmek için en etkili yöntemdir. Bilindiği üzere Latin alfabesi Kazan Tatar Türkçesine en uygun olan alfabedir. Önce Latin alfabesine geçmeyi kabul eden Sovyetler daha sonra alfabenin Türk dünyasını birleştirici bir güç olacağı korkusu ile Latin harflerini yasaklamış ve SSCB’deki tüm milletlerin Kiril alfabesi kullanması kararlaştırılmıştır.

Rusların planlı bir şekilde yürüttükleri dil çalışmasını Zeki Velidi Togan şöyle kaleme almıştır: “Muasır Rusya insan camialarının iktisadiyatı kadar fikriyat ve ruhiyat ile pek yakından alâkadar olmak; beynelmilel siyasî ve iktisadî mücadelelerinde milletlerin deniz, kara ve hava nakil vasıtalarına ve istihsaline karıştığı gibi maneviyat sahasında da dil, yazı, imlâ ve radyo gibi fikir neşri vasıtalarına ve fikir sahalarındaki gelişmelere aynı şekilde, aynı ihtimamla ve aynı derecede plânlı bir surette karışmaktadır.” (Togan 1977: 48–49). Komünistler, Rus dilini “medeniyet dili” olarak empoze etmiştir. Kazan Tatar edebî dilini Ruslaştırmak için “dili yabancı kelimelerden arındırma, sadeleştirme” bahanesiyle........

© Turkish Forum


Get it on Google Play