ABD ve İsrail füzesi yalayan pehlevi
ABD ve İsrail’in İran’ı hedef almasıyla beraber aylardır bir isim sürekli gündemde: Devrik İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi'nin sürgündeki oğlu Rıza Pehlevi…
Bu isim, “ABD ve İsrail beni İran’ın başına getirsin” diye aylardır resmen Trump ve Netanyahu’yu yalıyor.
Makam ve yetki peşinde öyle karaktersiz ki, başına geçme hayali kurduğu İran'ın güneyindeki Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu'nu ABD-İsrail ikilisi bombalıyor ve 150 kız çocuğunu şehit ediyor. Bunu kınamak, lanetlemek yerine, İran’ın öldürdüğü 3 ABD askeri için şunları paylaştı:
"Rejim tarafından öldürülen üç Amerikalı kahraman ve yaralanan beş kişi için kalbim sızlıyor. İran halkı onlara sonsuza dek minnettar kalacaktır. Acı içindeki ailelerine: En derin sevgilerimizi, başsağlığı dileklerimizi ve sonsuz minnettarlığımızı kabul edin lütfen."
İran’da şehit edilen 150 çocuğu görmezden gelen, ama İran’ı ele geçirme yolunda ölen ABD askerleri için ağıt yakan bu karaktersiz model… Velev ki ABD ve İsrail’in uluslararası hukuksuzluğu sayesinde İran’ın başına geçti diyelim; acaba İran’ın toprağını, şerefini ve namusunu koruma ihtimali var mıdır? Zaten bu yaptığı, kendinin namussuzluğu değil midir?
İran’da demokrasi sorunu olabilir. İran’da baskı rejimi olabilir. İran’da adaletsizlikler yaşanabilir. Bunların hepsine kabul… Ama dünyanın her yerinde hukuksuzluk, vahşet ve adaletsizlik üreten ABD ve İsrail’in İran’da sağlamaya çalıştığı demokrasi ya da adalet dağıtımı değildir. Onlar, kendilerine “tehdit oluşturmasın” diye ve bölgede Rusya ile Çin karşısında İran’ı kendi temsilcileri yapma adına bu haydutluğa imza atmaktadır. Milyonlarca insanı öldüren ABD ve İsrail için insanın değeri var mı ki, İran’daki insanların huzurunu, refahını düşünsün…
O yüzden İran halkı oyunlara düşmemeli ve birliğini bozacak her türlü eylemden uzak durmalıdır. Kendi meselesini, kendi iradesiyle çözmelidir. ABD ve İsrail sadece kendini düşünen şeytandır. ABD ve İsrail bunun için sadece İran halkını tahrik etmektedir.
Gazze’de yüzbinlerce masumu çoluk çocuk demeden öldüren Netanyahu’nun İran halkını düşünmesi mümkün müdür? O yüzden onun “İran'ın cesur halkının zulmün zincirlerinden kurtulması için gerekli koşulları yaratacağız.” Şeklindeki alçak tahriklerine uymamak lazımdır.
Geçtiğimiz aylarda “Venezuela'nın geleceğini ben belirleyeceğim” diyen Trump, şimdi de “İran'ın yeni lideri hakkında çok iyi bir fikrimiz var.” diyerek İran için aynı tutumu sergiliyor.
Dünyada hiç kimse de çıkıp “Trump sen kimsin? Bu hakkı kendinde nasıl bulabiliyorsun?” diye tepki gösteremiyor?
Sormayı bırak dünya ülkeleri resmen ABD ve İsrail’e yalakalık yapıyor.
Disiplinli, çalışkan ve üretken bir ülke olan Almanya’nın Başbakanı Merz bile “İran’ı bu haksız saldırılara derhal son vermeye çağırıyoruz.” diyerek uluslararası hukukun resmen ırzına geçmektedir. İran’ın uyarılacak yönü varsa, ABD ve İsrail’in yok mu ey Almanya?
Böyle bir dünyada da işte Rıza Pehlevi gibiler makam, sıfat için her değerini satarak ABD ve İsrail’e kuyruk sallar. Bu manzara kimi şaşırtır ki? 150 masum çocuk elinde kalemle, defterle, kitapla öldürülmüş Rıza Pehlevi ABD ve İsrail füzesini yalıyor. Allah kimseyi bu gibilerin haline düşürmesin…
Kimse adalet, hak ve masumları korumak için sıraya girmiyor. Resmen dünyada menfaat adına adaletsizliği, hukuksuzluğu, ölümü kutsamak için herkes birbiriyle yarışıyor. Acı olan budur. Bu durumda geleceğe karamsar bakmamızı sağlayan manzara olmaktadır.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli de son gelişmeler ışığında “Mübarek Ramazan ayında İslam beldelerinin karanlığa gömülmesi kabul edilemez bir durumdur.Merhameti kalmamış,Empati duymayan,Kendi çıkarlarına odaklanmış,Masumları hedefine almış,Öldürmeyi, yakmayı, yıkmayı, kırmayı olağan hale getirmiş sözde gelişmiş ülkeler ve bunların taşeronları, inanıyorum ki iki cihanda da hesap vereceklerdir.” yorumunda bulunarak aslında dünyanın bu durumunu özetlemiştir.
Hangi etnik, dini veya inanç temelinde olursa olsun, dünya ülkeleri bu gidişatı sorgulamalıdır. Bugün verilen taviz, yarın herkesin başına bela olarak dönecektir. Bu adaletsizlikler ve hukuksuzluklar yol alırsa, çığ büyür ve önüne geçen herkesi altında bırakır.
Dünya, en başta ABD ve İsrail ikilisine gereken tavrı göstermelidir. Çünkü asıl “önleyici” tedbir, bu ikilisine uygulanırsa dünya gerçek huzura kavuşur.
