Uzlaşılmış kitlesel yalanlar
Türkiye bugün yalnızca meydanlarda değil; evlerimizin sıcaklığında, sofralarımızın başında, iş yerlerinin telaşında, sokakların karmaşasında, çarşının-pazarın hengamesinde, ekranların soğuk ışığında ve sanal dünyanın parlak yüzünde siyasetin nabzını duyuyor. Kim ne derse desin, bu millet siyaseti artık yalnızca sandıkta değil; hayatın her noktasında, her nefes aralığında hissediyor. Çünkü siyaset, bir yandan toplumu bir arada tutan harç, öte yandan kirli eller tarafından dokunulduğunda onu çatlatan en sert darbedir.
İşte tam da bu yüzden, son yıllarda karşımıza çıkan en tehlikeli gerçekle karşı karşıyayız: Uzlaşılmış kitlesel yalanlar.Herkesin bildiği, kimsenin itiraf etmediği, toplumun üzerine çöken zehirli bir sis.
Bugün aynı olaya bakan dört kişinin dört farklı hükme varmasının sebebi bellidir: Hakikat geri çekilmiş, duygular ve sloganlar sahnenin tamamını işgal etmiştir.
Devletin nasıl yönetileceğine dair kararların alındığı bir zemin olması gereken siyaset; artık ne yazık ki yolsuzluğun, makam, eş-dost kayırmacılığının, hırsın, çıkarın ve körleşmiş ihtirasların kirli batağına saplanmış bir varoluş kavgasının aracına dönüşmüş durumda. Oysa böyle bir düzenin hüküm sürdüğü yerde ortak gerçeklik parçalanır; milletin iç bağları sessizce değil, adeta içeriden çürüyerek bir bir kopmaya başlar.
Oysa Türk milleti tarih boyunca gerçeği eğip bükerek değil; doğrunun üzerine yürüyerek var olmuştur. Bu millet ne yalanla büyümüştür ne de yalanla ayakta kalmıştır.
Bugün bazıları toplumsal huzuru, hep birlikte gözümüzü kapatmakta buluyor.........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Mark Travers Ph.d
Grant Arthur Gochin
Tarik Cyril Amar