menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Karneyi doğru okumak

26 0
29.06.2026

Geçtiğimiz cuma günü ülkemizin dört bir yanında milyonlarca öğrenci bir eğitim dönemini daha geride bırakarak karnelerini aldı ve yaz tatiline başladı. Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı yaklaşık 75 bin okulda, 750 bin derslikte eğitim gören 18 milyon öğrencinin ve 1 milyon 200 bin öğretmenin emeğini yansıtan bu gün, aslında notların açıklandığı bir gün olmanın ötesinde, ailelerin çocuklarına nasıl yaklaşacağını da gösteren önemli bir dönüm noktasıydı.

Milyonlarca evde aynı heyecan yaşanıyor. Kimi çocuk karnesini gururla taşıyor, kimi çantasının en dibine saklıyor. Kimi koşarak annesine sarılıyor, kimi ise eve giderken alacağı tepkiyi düşünerek sessizce yürüyor.

Aslında çocukların aldığı karne, ailelerin çocuklarını nasıl yetiştirdiğini gösteren de önemli bir belgedir.

Her karne döneminde aynı tartışmayı yaşıyoruz. Karnedeki rakamlar mı konuşulacak, yoksa o rakamların arkasındaki çocuk mu?

Ne yazık ki toplum olarak hâlâ notları çocuklardan daha fazla önemsiyoruz. Karneler açıklandığında medyada konunun uzmanı olmayan herkes çocuk gelişimi üzerine yorum yapıyor. Ailelerin "Biraz çalışsaydı olurdu.", "Bizim zamanımızda böyle değildi.", "Komşunun çocuğu bütün dersleri pekiyi." gibi değerlendirmeleri havada uçuşuyor. Oysa belki de en ağır yaralar tam da bu cümlelerle açılıyor.

Çünkü çocuklar notları unutabilir ama karne günü anne ve babalarının yüzündeki ifadeyi, ses tonunu ve kendilerine hissettirilen değeri yıllarca unutmazlar.

Karne hiçbir zaman bir çocuğun değerini gösteren belge olmadı.

O sadece belli bir zaman dilimindeki akademik performansı gösteren bir geri bildirimdir. Ne karakteri ölçer ne vicdanı, ne merhameti, ne........

© Türkgün