menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Din, yapılar ve Türk-İslam ülküsü

12 0
24.08.2026

İslam, ilk peygamberden son peygambere kadar özü değişmeyen tevhid dininin adıdır. Son Kitabımız Kur’an-ı Kerim, son Peygamberimiz ise Hz. Muhammed’dir. Müslümanın temel referansı, Allah’ın kelamı olan Kur’an ve onun hayata nasıl taşınacağını gösteren Peygamberimizin sünnetidir.

Kur’an yol gösterir, sünnet o yolun hayattaki karşılığını gösterir.Müçtehitler ise çıkan zorlukları bu kaynaklardan yararlanarak çözmeye çalışır.

Ancak tarih boyunca dinin kendisiyle, insanların dini anlama ve yaşama biçimleri farklılaşmıştır. Mezhepler ortaya çıkmış, ardından tarikatlar, cemaatler ve çeşitli dinî yapılanmalar oluşmuştur. Başlangıçta bunların bir kısmı, dini daha iyi anlamak, ahlakı güçlendirmek ve insanlara iyilik ulaştırmak amacıyla ortaya çıkmış olabilir. Fakat zaman içinde asıl tehlike, yorumun dinin önüne geçmesi, yapının ise hakikatin yerine konulması olmuştur.

Bugün herkesin kendisine sorması gereken soru şudur:Biz dine mi hizmet ediyoruz, yoksa dini kendi kurduğumuz yapıya mı hizmet ettiriyoruz?

Peygamberler bile Allah’ın kendilerine bildirdiği vahyi yaşamak ve tebliğ etmekle mükellef iken, sonraki bazı yapılar kendi rüyalarını, rüyalarında peygamberlerle konuştuklarına dair anlatılarını veya kişisel manevi tecrübelerini mensupları için birer referans haline getirebilmektedir.Din, doğruluğu kişisel rüyalarla ya da görüşlerle değil, Allah’ın kitabı ve Peygamberimizin güvenilir şekilde bize ulaşan sünnetiyle ölçülmesi gereken bir hakikattir. 

Emr-i bil maruf, nehy-i anilmünker yani iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak, Nebilerin ve Rasullerin hayatları boyunca tebliğ ettikleri temel hakikatlerden biridir. Aynı zamanda İslam’ın Müslümanların omuzlarına yüklediği büyük sorumluluklardan........

© Türkgün